Monday, August 28, 2006

Ne getirdiğimi merak ediyorsunuz değil mi,?(Vol.1)

Merhaba Dostlar,

-Makarna salatası yapmayı öğrendim; garniturleri yıkayacam diye çok mıncıklarsan eğer bir kısmısının canı çıkmış olabilir.!!
-Toz almaktan nefret ettiğimi bir kez daha öğrendim; bütün evin koltuğunu, dolabını taşıyayım... Halıları yıkıyayım, bütün gün camları sileyim, veeee en sevdiğim iş herşeyi ütülüyeyim ama nulurrrrrr,,!(burda kendime has hareketim var,,) toz almıyayım.!!
-Cevaplar Kitabına "Ben ne zaman meşhur olucam diye sormayacağım,?" bana "Boşuna uğraşma,,!" diyor ;) Tabiiii o kitap bendeki potansiyeli bilmiyor ;Pp
-Keskin virajlara 90-100 le girersem eger eniştemin bana bir daha arabayı vermeyeceğini öğrendim. Ve gene böyle bir olayda Ablamın, Emelin ve Alphanın böyle bir şoku atlatamayacağını, veeee alanzo olmadığımı;)), keskin virajları alırken gaza değilde frene basmam gerektigini öğrendim... Ama biri beni frene bas diye uyardıgında hiç basmıyorum nedense bunun ikinci ornegi oldu bu ;) İşime karışılmasından hoşlanmam..! ( Bu yolların ustası benim, gözlerimin hastası da sensin ;) )
-Düğün konvoylarının arasında kalırsan eğer çıkmanın güç olduğunu..!
-Yeni Foça nın yollarının ve denizinin cok güzel olduğunu, ahhhhh keşke bir digital fotoğraf makinam olsaydı yanımda..(ama aralığa az kaldı kendime hediye alacam).. Seneye tatil için Foçaya uğrayacağımı...
-Çipura yı bile konuşturabileceğimi ;) ve balık yerken karşımdakileri korkutabileceğimi,,, vay be kıza bak doymuyo dedirtebileceğimi ;) Ve balığı ellerimle yerken keyif aldığımı ;)
-Aslında açıkmadığımı öğrendım, yemek vakti geldigi için digerlerine uyum saglamak için yedigimi öğrendim... Ama boyle olmaması gerektıgınıde, acıkmam gerektigini ogrendım..!
-Alphanın çok komik bir cocuk oldugunu, trapez de hoplarken cıldırdıgını ;)
-Aslında çok neşeli birisi olup da nasıl bu kadar üzüldüğümü buldum. Bazı noktalarda salakladığımı fark ettim. Buna göre davranmak lazım...!
-Ve hayatta sadece heyecanı sevdiğimi öğrendim, yada bunu itiraf ettim kendime... Ben en çok içimdeki heyecanı seviyorum... Bunu söndürmeye çalışan herkezden, herşeyden herkezin huzurunda 'nefret ediyorum'. İsminin anıldığı her yerin özgürlük olduğunu, ve aslında hep gitmeyi uzaklara gitmeyi sevdigimi... Gittiğimde mutlu olduğumu öğrendim. Ve ben bu hayatta 'hiç kimseye ait olmadığımı asla olamayacağımı' öğrendim... Çünkü 'ben hep uzakları çekici kıldım'.
-Ben aşık olduğumda diğerlerinin aşkı gibi bir his olmadığını hissettim hislerimin, bir aidiyet duygusu taşımadığını fark ettim aşkımın. 'Bir hayvan gibi aşık olduğumu gördüm' uzun uzun denize doğru daldığımda gözlerim gördü bunları... Ve şu an tek kelime yalanı bilmeyen kalbim, beynim el ele vermiş parmaklarımdan dökülüyorlar.
-Olup olabileceğim bir kişi oluşuma kaldırın kadehlerinizi dostlar. Bütün bunları 'düşe yaza yaza' öğrendim.
-Burası Elalminda,,! Çünkü çok özgür düşündüm, özgürce yaşadım, özgürce yazdım...

8 comments:

xeidol said...

açık sözlü olduğunu gördüm,
sevginin korkutacağını,
aşkının öldüreceğini,
karşında ayakta durabilecek,
deli bir yürek olmalı olacak olan
uzaklardan bile
varlığının ağırlığını
hissettirebildiğini gördüm
tutsak, özgür, temiz, çocuk, yetişkin, adam, delikanlı, gözü yaşlı bir ceylan, avını parçalayan bir aslan, acı çektirmeden, tek kurşun sıkarken gördüm seni, öldürürken sevgini ve sevgini sökerken yüreğinden bir başkasının ölümünü ertelediğini gördüm işkence ederken...
ve sana saygı duyar gördüm kendimi...

Ebda said...

Adi bakışları olan bir büyüleyici olduğumu da gördün mü,?
Öptüğü yere zehir bulaştıran konuşlarımım var bunlarıda gördün mü,?
Vazgeçemeyeceğin bir hayatın taşı var elimde bunu da gördün mü,?
,,,
,,
,
Bilmediğin herşey bende diye bağıran bir hayvan gördün mü,,?
Daha önce hiç kimsenin böyle meydan okuyabildimi gördün mü,?
,,,
,,
,
Benim kadar cesur-unu gördün mü,?

Ebda said...

Bende size saygı duydum,! İnanın buna.
Sadece tüm samimiyetimle saldırıyorum, yadsımayın beni...

xeidol said...

Teşekkür ederek girmek istiyorum mesajıma,
ki geniş anlayışınızdan dolayı bir kez daha saygıda bulunarak.
Henüz hiç birşey görmedim
toprakta oynayan bir çocuk,
mevsimsiz açan çiçekleri görmedim sizde,
yarım kalmışlıkların bıraktığı izleri görmedim,
umut görmedim, umutsuzluk görmedim,
ağlayan bir çocuk görmedim,
yırtıcılığının şiddetini,
herşeyi ve hiç bir şeyi görmedim...
sonun başlangıcını,
başladığımda sonun gelmeyeceğini de görmedim...


olduğu gibi olmalı insan, (insan???)
birebir diyalogların haricinde takmalı maskesini tekrardan,
çünkü ihtiyaç olacaktır bi kokteylde bu maskeye...
peki olduğu gibi olmak?
hangi kavramları içine koymalıyız ırkımızın avcı olduğunu
ve zekamızın bu yüzden buraya geldini mi?
yoksa insanlık dediğimiz içimizde beslediğimiz
diğer duydularımız mı olmalıyız,
herşeye değer vererek herşeyi koruyarak mı insanız...

içinden gelerek yazacakların
etkileyecek beni ama kırmayacak
karşılıklı saygı tükendiğinde
zaten sohbet olmayacak,

gizemi yakalanmış kırmızı bir akrep olmamalı,
anlaşılmaya çalışmalı ama
anlaşılacak kadar anlaşılmamalı,
çözülünce biten bulmaca olmamalı,
soruları çoğalan olmalı çözüldükçe...

Ebda said...

"soruları çoğalan olmalı çözüldükçe..."

Sen bu kapıdan girdiğinde burası hep Elalminda olacak, emin olabilirsin...

Hoşgeldin ;)

xeidol said...

HOŞGELDİNİZ
Bir sarkaç bağlanmış
Ters dönük kayak ayakkabısına..
Cin şişesi yerde..
Tonik köpürtülerini
Kedi gözü bakışlı fareler kemiriyor..

Kar..
Karda kömür..
Karda havuç..
Gazete parçası,
"Günaydın.."

Koltukta bir not,
Kulak çınlaması
Uzaklığından..

Devrik sandalyeler..
Paslı saçaklar..
Gri uğultular..
Islak..
Beklentisiz..
Gitmişsiniz..

"Gitmişsiniz.."
"Gittik.."
"Sizin tahta bir atınız vardı..
beyaz sallantılı.."
"Tahta kılıç parlıyor..
At kanatlandı.."
"Gitti.."
"Gittik.."
"Hoşgeldiniz!.."
i.i

Hoşbulduk;

Günün yorgunluğunun üzerimde geldim iş yerime
ilk önce sabahtan kalma midem uyardı beni,
simit ve ayran tavsiye ettim memnuniyetle kabul etti
ve üzerimdeki yorgunluğu atmak için
rahat bir yerler ararken Elalminda da buldum kendimi
tarif edilemezliğini hissettim önce...


Başımdan benekli bir kuş geçiyor..
Benekleri düşmüş hala uçuyor..
i.i

Ebda said...

Koku

Dolandım, dolaştırdım... Aşk geldi kovaladım... Çünkü her aşk beraberinde acısınıda getiriyor. İnandığımın hayallerimin, umutlarımın yalan olduğunu bile bile,,, seni ruhumun en son rüyası yaptım.

Hayat gibi yaşadığımı bildiğim halde ve bu kuram hiç bir şekilde değiştirilemezken,,, seninleyken sensiz oldum.

Sensizlik,?
Evet.
Sensizlik neydi,?
Sensizlik; hiçbirşeydi.
Aynı, seninle dolup-taşmam gibi.
Sensizlik...
Sensizlik; seninle olmamdı.
Sensizlik; sendi.
Benim aynımdı.
-Bendi.

Benimle gelmedin sen. Beni peşine sürükledin. Dudaklarım sana tütsülendi. Dudaklarımdan sızdı sensizlik çığlıkları. her yan sen koktu.

Seni çağırırken yanıma.... Seni çığırırken odamam... Sen mi geldin,? Ben mi gittim,?

Her yan sen koktu. Çürümüşlüğün, küf tutmuşluğun tadı gibi bir koku. "Kokun geldi" burun buruna-dudak dudağayız. Dokundum sana. Teninin bir dili yoktu. Gözlerinde gözlerime baktım. Bir yağmur yıkıldı gözlerimden... Ardından edilen dualar, yeminler.

Gözlerinde yağmurları sayıyorken... Dudakların yere düştü. Karanlığın en görkemli anında seni çığırıcakken senden az önce dudaklarım yere düştü...

28,07,00
Cuma
24;20

Esen MUTİ
Ebda bir ADA...

excellance said...

ben Hüseyin..
namı diğer excellance...

bizde seçtik bir resim.. tam bişi anlatmaz diye düşünürken beni anlattı yaws...
arada o onda bi telepatimi kurdu ne..

neyse

Kime ne karman çorman hayatımdan,
Kime ne yalan dolan masallarımdan,
Kime ne yavuklumdan, sevdalımdan,
Ben mutluysam!