Saturday, December 23, 2006

Doğum Günü Çocuğundan İnciler,,,

Bugüne özel giyinmedim, bugüne özel uyanmadım. Bugünün farkı farkında olmamdı. Diğer günlerden hiç önemi yoktu. Sabahın 6,5 inde kalkıp işe gelicek kadar sıradan bir gün benim için. Sadece yılda bir kere bugüne benim doğum günüm diyorum ismi o, o kadar. O kadar basit bir gün kü sabahın kör saatinde keşke seni doğurmaz olsam diye annemin bana sesleneceği gibi diğer günlerden hiç farkı yok. Yaş oldu yirmi altı. Olduda ne oldu,? Ne fark etti. Ben hala uyuzun tekiyim. Neyi bekliyom ki,? Hıı, beyaz atlı premsimi mi,? bekliyom. auehaueh.
Yok öyle şeyler "dışı sevda, içi zindan değilim artık,,," Artık inandığım masallara inanmıyorum ve aklımın bir berraklığı yok. Banada sıra gelmeliydi değil mi,? Bu kadar arbedeye taş olsa çatlar derdi celo, gülçin,,, Sen nasıl yaşıyor ve olanlar umrunda olmuyor diye de sormuştular. (Bu bağda beni pes ettirecek hiç birşey yok çünkü) Çünkü siz bunuseyrediyorsunuz. Yaşadığım ve gördüğüm ve uydurduğum şeyleri anlattım, izlettim size.
Büyük sınavlardanda geçtim (daha da büyüklerini bekliyorum), büyük sevdaları da ardıma aldım. Ve hep yola devam,,!
Yirmi altı yılımın özeti olsun istiyorum. Bilmem bir yirmi altı yıl daha koklayabilecekmiyim papatyaları...
Evet,!
Artık anne olma isteğim yok içimde "Alara" yı o noktada bıraktım,,, Bir bebeğin annesi olacak saflığı taşımıyorum artık içimde. -Bitti-
Allah aşkından öte bir aşkın bu dünya bağında olmadığını gördüm. (Sadece sevebiliriz.) Tutkularımın ve egolarımın esirliğinden kurtuldum. Bu noktada özgürüm. Gördüm bugün seni sevenlerin yarın kedi, köpeği bile sevebileceği muhtemel bir dünyayı ;). -Bitti-
Ben, inandıkları doğrultusunda yaşam süren bir insanım. Hissettiğimden ötesi yalan. -Bitti-

"Birşeyler bittiğinde, başka şeyler de bitecektir,,, - Ebda -"

Hedeflerimi geliştirdim. Konu hakkında konuşmak isemiyorum. Yirmiüçaralıkikibinyedi tarihine kadar tadını çıkartın sohbetimin, ondan sonra bu kadar yakın olamayacağız diyerek ip ucu vereyim ;)

Hepinize teşekkür ederim. İyiki varsınız,,!

Küçüğüm daha çok küçüğüm
Bu yüzden bütün hatalarım
Öğünmem bu yüzden
Bu yüzden kendimi
Özel önemli zannetmem
Küçüğüm daha çok küçüğüm
Bu yüzden bütün saçmalamam
Yenilmem bu yüzden
Bu yüzden kendime hala güvensizliğim
Ne kadar az yol almışım
Ne kadar az
Yolun başındaymışım meğer
Elimde yalandan kocaman rengarenk
Geçici oyuncak zaferler
Küçüğüm daha çok küçüğüm
Küçüğüm daha çok küçüğüm
Bu yüzden bütün korkularım
Gururum bu yüzden
Bu yüzden çocuk gibi korunmasızlığım
Küçüğüm daha çok küçüğüm
Bu yüzden sonsuz endişem
Savunmam bu yüzden
Bu yüzden bir küçük iz bırakmak için didinmem

En sevdiğim Sezen AKSU albümünden (Deli Kızın Türküsü) Çok çok sevdiğim bir şarkı,,, (Sezen Aksu-Küçüğüm)

Monday, December 18, 2006

Bu dünya bağında 25 yılım bitecek ;)

Merhaba merhaba merhabaaaaaa,,,,,

Dostlar,,!
Yaşadığım sağlık sorunları ve iş yoğunluğu ve psikiyatri bozukluğum;) üstünede yaşlanıyorum endişesi artık nasıl gecicek zaman bilmiyorum. Ne biliyorumki şu hayatta öğren öğren bir yenisi çıkıyor ;)) Vesselam başlıkta belirttiğim gibi bu dünya bağında 25 yılımı bitirmiş olacağım bu haftayı tekip eden cumartesi gününde. Aykutcum artık partiyi nerde organize edersin bilmem, ben fabrikada mesaide olacağım ordan çıkıp geleceğim. Malumunuz bildiğim tek şey var o da çalışmak... ;) Sonrasında pekde endişe etmiyorum yaşımı çünkü aynaya baktığımda yüzümde oluşan çizgiler hepsi gülerek oluştu biliyorum, tamam çokda ağladım ama bunu ne gördünüz nede duydunuz o yüzden inkar edebilirim ;) Maşallah kitab gibi hatunum yaşlanmam ben,, ehuaheuaheuehue
İşte duydunuz 25 yaşım bitecek, hayırlısı olsun... Bunlar böyle çok hızlı geçiyor.
Ne öğrendim bu yaşıma kadar açıkca söylemek istiyorum;
- Ben iflah olmam,! ;)))

Hoşçakalın,,!

Wednesday, December 13, 2006

"Gel Yeter"

Denizin sesini duyacağın kadar yakınına yerleştireceksin yatağını ve sabahın o en sessiz serinliğinde açılacak pencereler, denizin kokusu dolacak burnuna ve mis gibi kokan çiçekler,,, rüzgar envai çeşit gürültü getirecek kulaklarına...

Bütün güzellikleri kucaklamak için uyanmak isteyeceksin ve yatağa bağladığın düşlerin bitmediğini bileceksin. Rüzgar sesine inat bir hışırtıyla radyodan "Gel Yeter" (Candan Erçetin) çalacak.

Bütün gittiklerin gelecek aklına ve bütün geri gelenler,,,

İçini huzursuzluk kapladığında uyanacaksın. Rüzgarları tenine öpücükleriyle getirende o, çiçekleri yatağına serende o,,, Göreceksin. Bir gelen olacak ve bir giden. Seyredeceksin.

Giden de o oldu,,, geri gelende o olacak,,,

"O son sözü duymak bile fazla inan
iyi niyet değil şevkat değil nerden bu ilk
kendine iyi bak deme, denmez saçma
kendime bakarım elbet sen hiç korkma,,!"

12,12,06
14;53

Ebda bir Ada

Thursday, November 30, 2006

Gidiyorum-I

(Baktım çok gelip-gidiyorum bari seri haline getireyim dedim onun icin oburu sıfırdı bu bir, mam.)

Nereye gidiyon kız der dediğinizi duyar gibiyim.

Neyse gidiyom gene işte bir zaman -ki zamanın meçhulluğü o çok hisseden hislerime bile doğmuyor. Ama bir düşünsenize abiler-ablalar otobüse binmekten yırttım, gerçi benim için ne fark ederki hemen bela ortamı yaratabilirim değil mi ;) Kesin yaparım ben ortaya karışık bir şeyler. Ara sırada gelir dökerim bütün incilerimi. 'Şey ben bir bok yedim' der başlarım anlatmaya işte ;)

Bakın eski ve yakın zamanlı bir örneği bu gidişlerin;

Sonra aklıma geldi benim Ayşe Sultanım'ın yakın arkadaşı Fatma Teyzem var. Hani hatırlarsınız bunların psikayatrileri bozuluyordu.(Baya ses getirmisti o yazı bir çok kişi bana Fatma teyzemi sormustu ;)) Gecen Pazar yat uyu demi yok kalk sen kapıların önünü süpür. Niye kedi enciği gormüş yıkanacakmış o kapılar. Ah annem be kafayı yedin sen. Alphan' ın dediği gibi; 'Esen sen kafayı yedin' ;) Kendisi bana bizzat ismimle hitap ederde, çünkü bu samimiyeti seviyorum ben. Neyse sabahın kör vakti kapı önündeki kumu, çakılı, cikolata ambalaşlarını, kedi enciklerini temizliyorum fatma teyze sarktı camdan asağı Esennn a esen. Nasılsın Fatma Teyze. İyi iyi. Kız baksana; Kedilere evlenmek sana dinlenmek yok bu hayatta... Nasıl yaFatma teyze sen çok yasa... Demekki birisi beni anlamış way be Fatma teyze koparttın beni baştan aşağı. Çok seviyorum seni,,,! Ama rafete varmam bilesin ;)))

Ardından bayılıyorum şu Ajda Pekkan'a. Çok severim. Burası görüntülü olsa taklidini yapardim ama değil tühhh ;) Bayılırım taklit yapmaya zaten ;Pp Annemde geçti bu huy. En sonunda bunu bir gen haline getirmeyi başardı.. auhauahuah

Vitrin şarkısını benim için dinletin dostlar. Benim favorim bu parça. Ama benden dinleyeceksiniz birde. Deliyim aslında allahına kadar deliyim... KALBİMİ VERECEĞİM ASLIMI GÖRENLERE...

**Şarkı tümüyle bana yazılmış sahipleniyorum işte, varmı bir sorusu olan. Yok....**

Şimdi ben bir şey daha yaptım, bir minik site daha henüz yapım aşamasında ama sitenin amacı benim En sevdiklerimin yakın takibi olacak... En çok ne ziftlenmekten hoşlanıyorsam onu yazacam işte. Anladın onu sen anladın ;)
Tıklarsan eğer ;)

Senden sonra tufan hani girişinde ispanyol abla söylüyor ya la la laaaaaa diye bayılıyorum, çıttırıyorum. Türkçeyi katlediyorum, ah ben var ya.... Bu şarkıda çok hoş be anacım. Vallahi albümü alıp dinleyin.. Ajda abla sen hiç yaşlanma, ajda abla sen çok yaşa....
Ölene kadar aşkı çağıracağım...

Ve şimdi Cool Kadın sırada. Ya harika ya. Dedim ya albümü tek geçtiklerime ekliyorum. Kırdılar abicim benide, benide kırdılar...

Sonra çok çalışıp kilo kaybına uğramadan geri döneceğim inşallah. Hatta kankam elleriyle besleyecek beni ki yanaklarım allık sayesinde degil doğal olarak allassın diye. Ya zorla tıkayacak agzıma yada sille tokap kızartacak yanacıklarımı bilmiyorum artık insafına kaldık ;Pp

Hafta sonları işten fırsat bulursam gelirim. Hoşçakalın dostlar, Hoşçakalın...

Varın söyleyin garip anama; analarda böyle yiğit doğurur...

Wednesday, November 29, 2006

Seni Duymuyorum --- Duy Beni

Yalnizlik sevdi beni, bağladı ağzımı dilimi
Bilmediğim sığ sulara bıraktım yüreğimi
Bir gemi geçer elbet kavuşturur ikimizi
Beklemeyi bilirim seyredip açık denizi
Duy beni,
Dinle beni,
Sev gücün yettiği kadar
Yanarim ah elimizden uçup giden yıllara
Ayrılık kaderim mi,?

Duy Beni Dinle Beni Harun Kolçak Ali Kocatepe 41 kere maşallah albümünde söylemiş güzel.

-----

Birde Efsun diye bir ablamız var kendileride Duy Sesimi diye söylemiş. Konserinede gittim güzeldi.

Duy Sesimi
söyleyemem ben derdimi
sesim yok duyamassın
çok uzaktayım çok
ben güneşin
doğduğu taraftayım
oradayım
oradayım
oradayım
çok uzaktayım bilsen çok yanıbaşındayım
elinde bez masandayım
tarlada topraktayım
bir an olsun bakmadın
unuttuğun taraftayım

Tuesday, November 28, 2006

Hareket Vakti

İs karası gibiyim o temiz ellerinde
Dil yarası gibiyim o masum sözlerinde
Kal deme hiç bunu benden isteme
Sus bu gece bana aşktan sakın hiç bahsetme
Dur bu gece bana dokunma beni delirtme
Sana boşuna umut vermek istemem
Çağıran bir şeyler var hep beni uzak şehirlerde
Bana ait bir şeyler var o sert gülüşlerde
Sen yine olduğun gibi kal
Benim için sakın değişme
Giderim bugün ha yarın
Hareket vakti gelince
Sen yine olduğun gibi kal
Misafirim bu şehirde
Bir el sallarsın yeter
Hareket vakti gelince
Mum gibiyim senin ışıl ışıl o gözlerinde
Kum gibiyim uçsuz bucaksız o çöllerinde
Kış gibiyim yakan yaz güneşinde
Süs gibiyim kadehteki o ruj izlerinde
Dil gibiyim yanağındaki o benimde
Kal deme hiç bunu benden isteme

HAREKET VAKTİ

- Önce Umay Umay dan dinledim ardından da Emre Aydın. İkiside harika, yudum yudum-

Monday, November 20, 2006

Tam Ortasında Hayatının,,,

Bu bünyenin fişini çekmek istesem ayıp etmiş olmam herhalde. Çek fişi – bitir işi, Türk işi – Japon mucizesi beynim artık tüm durakların tozunu yuttuğunu olabildiğince sertçe kalemime indiriyor. İşin özü reddedilebiliri açıklayabilmekte değil mi,? Tamam bende onu söylüyorum zaten tüm reddettiklerinizi bana söyleyin size açıklayayım. İşte bu kadar cevap bilince delirmemek elde değil. Bu yarışmada sorulan soruların cevaplarını ben biliyorum.

Siz gelirken ben gitmiştim, beklemeyin…

19,11,06
21;20

Ebda

Sunday, November 19, 2006

Ne getirdiğimi merak ediyorsunuz değil mi,?(Vol.3)

Merhaba Dostlar,

Neler oluyor bitiyor merak ettiniz değimli ;) Öncelikle albüm bilgisi vermek istiyorum. Şimdi mp3 furyasıyla artık kaset ve cd lere para verilmez oldu. Ama herkezin birkaç As albümü sanatçısı vardır değimli… Ben Özlem Tekin albümlerini satın alırım mesela çünkü Özlem ablayı tek geçerim.. ;) Neyse işte iki yıl oldumu bilmiyorum Mor ve Ötesi “Dünya Yalan Söylüyor” albümünü çok beğenmiştim. Hani albüm var albüm var bir albümün bütün şarkıları da güzel olur mu,? Olmuş işte yapmış abiler. Yada Demir Demirkan’ ın “2004/İSTANBUL” albümü şahanedir. Ya bu albümler yeni nesil albümlerden ama abiler ablalar sıkı durun bir albüm daha geliyor ve alın bu albümü hani olurmu bütün şarkılarıda güzel yapmış çocuk işte hepsi birbirinden güzel. Bilmem bilirmisiniz Manga nında katıldığı bir yarışma vardı hani üç ayaklı sandalyem diyorlardı ve İzmirliydiler evet evet belki hatırlayanlar olacak. 6. Cadde den bahsediyorum. Şimdi Celo bu satıları okurken fabrika günleri ve “Git” aklına gelecektir. Saygıyla selamlıyorum abicim.. Gidin ve alın Emre Aydın “Afilli Yalnızlık” Ben “Belki bir gün özlersin” ve “Bu kez anladım” tek geçiyorum… Ve “Hareket Vakti” harika yorumlanmış şöyle tarif edebilirim yudum yudum…

Ölsem ölsem ölsem hemen şimdi,,,!
Kaçsam gitsem kaçsam tamda şimdi,,!
Bu kez pek bi afili yalnızlık, aldatan bi kadın kadar düşman,
Ağzı bozuk üstelik, bırakmıyor acıtmadan
Bu kez pek bi afili yalnızlık, ağlayan bi kadın kadar düşman,
Tuzaklar kurmuş üstelik bırakmıyor acıtmadan

İçiyorum her nefeste, ne halim varsa gördüm,
Çok koştum çok yoruldum ve şimdi bende düştüm
İçiyorum her nefeste, ne halim varsa gördüm,
Çok koştum çok yoruldum ve şimdi bende düştüm

Sövdüm sövdüm sövdüm ben dünyaya
Acılara sokaklara ait olmayan insanlara

Deymezmiş hiç uğraşmaya,
Bu kez mecalim yok hiç dayanmaya dayanmaya

--

Şimdi ben gene kırıp dizimi oturacağım dediğim bir anda fıldır fıldır gezmeye başladım. Ve işlerim acayip yoğunlaştı. Yani bi dur be kızım. Kızım bi dur be. Yani bu tempoya nasıl dayanabiliyorum bilmiyorum. İnanın Haftanın 4 günüde 3,5 saatlik uykuyla nasıl yetebiliyorum nasıl civa gibi akıyorum çivi gibi çakılı kalıyorum bilmiyorum. Maşallah diyelim, maşallah kızım sana maşallah…

Çakkıdı çakkıdı oynadım hoppidi hoppidi hopladım. Aykutun kolunda evin yolunu buldum ama takside “çocuk” dediği için kırdım geçirdim. Kızım bir sus bak dövecem şimdi. Esen bi sus. Esen bi gülme. Ama çoçuk. Ehauehuahuehuah. Serseriyim gün akşam bilmem napayım ;)

*Hatırlatma;
17 Kasım günü benim için kıymetli bir insanın günüdür. İyiki doğmuşsun Ubermensch,,! İyiki de doğmuşsun Uber,,! *

5 Kasım Bolu etkinliğine gidememiş olmam ve etkinliğin hava koşullarından ötürü iptal edilmesi benimde bu havada İstanbula da gidilmez be anacım türküsünü tutturmamla beraber çakılı kaldım Bursa eteklerinde. Evet dön ve tekrar tuşuma bas. Auheuahueha ;)
Ardından kızlar ve arkadaşlar çok özledim sizleri, en yakın etkinliğe bırakmadan kaçıvericem yanınıza hani sizin çok sevdiğiniz İstanbulunuza ardından Güzel İzmire uğramasam ayıp olur… Bekleyenim çok…
Bursa grubu olarak 18,11,06 tarihinde buluşup Kaplıkaya ya gittik. Gittik ama niye. Sor bakayım niye; bir grup deli hepsinin elinde Fotoğraf Makinesi neymiş efendim Fotoğraf Çekicez ;) Anacım dağ taş tepe bayır tırmandık ayı inleri vardı el yapımı köprüler hoş bir sohbet vardı yan yan yürüdüğü iddia edilen yengeçler bile vardı ;) Çok güzeldi anlatacak tek kelime çok keyifliydi. Gülmekten ve fazla oksijende kafayı gene yaptım kahkahalarım çığırtkanlık seviyesine yükseldi ;) Çekim bitti şehre iniyoruz napalım tabiki çağ döner yemeye. Sanırım burayı fazla uzatmayayım çünkü aleyhime sonuçlanabilir gerçi delilleri yok ellerinde ama kaşınmıyorum. Açsam yerim ne var bunda ;))) Bu güzel gezi çin güzel arkadaşlığınız için tek tek teşekkür ediyorum..

Ve Fati. Fati arkadaşım fati. Bu adamın hayatında benimde bi rolüm olduğu için onu tanımış olduğum için iyi birisi olduğuma inanıcam az kaldı ;) Hala bana bir özür borçlusun, gömlekleri biriktir ve bana getir hepsini ütülüyeceğim… ;))))

Ve ve ve artık bir İtalyanla İngilizce konuşarak anlaşmaya çalışıyorum. Rekor kırdım rekor.. Hi Davide ;) Good bye Davide ;) ;Pp

Ve Kapanış bölümü;

“Festival gibisin katılmak istiyorum
Önlerden yer kapıp gözünü kalbime bekliyorum
Asaletinin bedeli çok kölen var belli beri
Hem biraz deli azdan çok da serseri
Adı lazım değil baş harfi ben…”

Kapandı;

Festival gibiyim,,,

Thursday, November 09, 2006

Monday, October 30, 2006

ya sen naptın kendine böyle ya

Söyle bana hangimiz sevdi haaaaaa?
söyleeeee
söyleseneeeeeeeeee

Ben sevdim ben
ben sevdim seni bennnn

Vira

Ya ben artık avlanmak istemiyorum yaaaa, hem artık burda avlanmakta yasak. Çok ciddiyim ikili ilişkilerde girilen avlanma – avlan durumlarından cok sıkıldım. Artık öğğğ geldi. Birden bire geliştiğinde hani aklında bir şey yokken, anlamadan beyninin değil de kalbinin merak ettiği acaba elleri nasıl,? Yada sevmeleri nasıl diye farkında olmadan düşündüğün hislerden bahsediyorum. Hani dokunulmaz adamların varlıklarından bahsediyorum. Ve bu dokunulmaz adamlar görülmezde üstelik ve duyulmazlarda. Yanakta bıraktıkları hissi organların bile senle paylaşmak istemez. Hani çekim alanına sızan virüslerden de olabilirler, seni yıkıp yakmak için sızmışlardır evine. Zaman dersin demi her zaman. Dokunulmaz adamların maskesini düşürende zaman değil miydi,? Öyleydi, ama hep öyle olmasın diye uyanmadık mı,? sabahları gece gördüğümüz inanılmaz kabuslardan. Yani hep iflas etmedik mi,? Ve iflah olmaz bir edayla tekrarlarını yaşamadık mı,?aşkın. Kim bilir kaç kere takıldık kahrolası çarkın bir kenarlarına. Yok yok şimdiden sonra ne yöne baktığımı göremezsiniz. İstemem üstüm kalsın, elimde olan bana yetecektir. Ve inkar edeceğim belki, ve çocuk ustalığıyla kaçacağım belki ama hayır bu sefer ben yakalanmayacağım. İflah olmam ben. İnandıklarım için savaşacağım. İnandıklarım için yaşayacağım. Neye inandığım kimseyi ilgilendirmez. Ne için savaştığımın da önemi yok. Ben artık bana inananlara anlatacağım öykülerimi, sevginin saf bir gülüşten ibaret olduğunun farkında olanlara gülümseyeceğim. Kucak kucak dolmayacağım belki, belki çok temkinli davranacağım ve nereye gittiğimi ben bile bilmeyeceğim ki bundan sanane. Ne var biliyor musun,? Döndüm sana baktım, geriye sardım filmi en başına gittim. O tanıştığımız günlere döndüm. Amma da salakmışım be, su katılmamış salakmışım, yada öyle davranmışım. Bilmem ;) Neyse Sana baktım demi baktım da ne gördüm biliyor musun,? Boşlukta minnacık debelenen bir nokta. Zavallı bir nokta. Başladığı her cümlenin katili bir nokta. Sonra diğer leşlerimi de serdim yanına, oldular mı? boşlukta üç nokta ... Anlamsız anlamsız dolaşacaksınız cümlelerden cümlelere ve hep en son siz hatıra geleceksiniz. Beni sevmediniz diye size kin tutacak değilim herhalde ama acınası bakışlarımı ve sözlerimi söylemeden bakmadan edemem biliyorsunuz. Kendi kendimi ben ele veririm, sen anlattıklarımı dinlersin, o kadar. Ve o kadar olan her kaba sığarsın. Dilimin fütursuz olduğunu bilirsin hatta çekindiğini de bilirim benden nasibini almaktan. Neyse bundan sonra kuracağım cümlelerde pek bir görevin de kalmadı bir düşünsene hanginize sıra gelecek... Aşık bir insanın acısını dindirmek için yapmayacağı şey yokmuş bunu bugün dört saatte okuyup-bitirdiğim kitaptan öğrendim. Kitapta diyordu ki; “Ömer ona aşık olduğu için gidip başkasıyla evlenmişti, Aslı da Ömer’e aşık olduğu için şimdi Sinan’la sevişecekti. Aşık insanların ızdıraplarını dindirmek için yapmayacakları şey yoktu belki de... Bu öyle bir fırtınaydı ki, insan umutla her sığınağa koşuyordu. Sizinle sevişen bir insanın aslında kiminle savaştığını bilemezdiniz. Sizi öperken kimi öldürmeye çalıştığını, sizi severken kimden nefret ettiğini tahmin bilemezdiniz.” Sizi bilmem ama ben kitap okumayı çok severim aslında hem de çok severim cidden. Ve herşeyi okuyabilirim. Gerekli/Gereksiz bilgiler ansiklopedisi olmamda bundan dolayıdır herhalde. Siz hiçbir roman kahramanına aşık oldunuz mu,? Ben olmuştum ve hala o kahramana aşığım. Kahramanımın adı Orhan. (Berrin Kaplan – Hak Etmediğim Kadar Yalnızım) Orhan tamda istediğim yani istekten öte hayallerimdeki gibi birisiydi ve ben kitabın sonu geldiğinde hüngür hüngür Orhannnnn diye ağladığımı hatırlar şu satırları yazarken de gözlerim dolar Orhan’ı özlerim. Birde Sirrus Black var o benim dost kahramanım onun sırası değil şimdi. Bugün güzel ve güneşli bir gündü Hem Cumhuriyet Bayramıydı anlı şanlı bir zaferdi hemde benim için bayram niteliğinde bir gündü. Nerde olduğum kimseyi ilgilendirmez. Gittim ve geldim. İşte yolculuğum sırasında bitti kitap ve bayılırım bir yolculuğa sığan kitaplara ;) Hem kitap gibi hatun olmak da vardır işim raconunda ;)) Okuduğum bir satır hafızama kazındı bende oradan baktım bıraktıklarıma. “Sen yer değiştirdikçe anlamlar kayıyor, iyiler kötüye, yanlışlar doğruya dönüşmeye başlıyordu. Aşağıdan baktığında büyük görünen şey yukarıdan baktığında küçülüveriyordu, oysa baktığın şey hep aynıydı.” (Hande Altaylı – Aşka Şeytan Karışır) Bu kitabın sonunda da Ömer denen kahramanın kahraman olmadığını ve şu an ilk uyuz olduğum dövesimin geldiği kitap karakteri olduğunu söyleyebilirim. Neden Orhanlar ölür be... Keşke Orhanlar ölmese. Duyar gibi oldum kes kes şamatayı demenizi. Durun durun daha bitmedi,! Cuma gecesi Ben, ayki, aplam çok mu güldük setbaşında ne. ;) Sanırsam o ördeğin dili çıktı diye güldüm, birde gülmek istediğim için güldüm.Güldüm işte iki tane ellilik efesin beni soytarıya çevirmesine güldüm. Yanaklarıma varana kadar uyuşmama güldüm, yatağa gömüldüğümde deliksiz uykuma güldüm. Ağlamamak için Güldüm işte. Ağlasam aylarca ağlayacak kadar bir çırpıda güldüm ve bundan sanane. Yılların bana yaradığı senin canını sıkan özgünlüğe ulaştırdığı için güldüm. Ve çok keyifliydi. Şimdi sokun bunu kafanıza özgürlük yoktur rahatlık vardır,!(Ortamda iki tane Muti birleşirse Ayki de yelkenleri indirecektir ;Pp) Ben çok özgürüm evet ama kendi hayal alemimde. Ve bu aralar rahatsız edilmek de en son istediğim şey. Siz deyin gene kaşınmış ben diyeyim artık takılmıyorum o mevzularda. Ya albatroz’ un dediği gibi ne sitem var ne sitemim ;) Yani adı sanı yok, takılıyorum abi kime ne,? Herkes böyle bilsin, herkes deyip de ardıma üç nokta olarak attığım ve tepeden baktığım evrenin sonsuzluğunda kendini ziftin peki sanan fazlalıklara. Kime ne bugün bayramı kimle kutladığıma? Hem ne var biliyor musun? –ki sanmam bilebileceğini bilseydin tepe taklak olurdu aşka dair bildiğin her şey. Yani ayaklarımla ezdiğim kaldırım taşlarından farkın kalmazdı iykide beni hiç sevmemişsin. Yani aşk için çılgına döndüğüm gecelerde sen beni sevdiğini söylerken iykide yalan demişsin. Yoksa ben nasıl kendime bu kadar güvenir ve bir o kadarda tehlikeli hala getirebilirdim ki? İyiki keyfim yerinde, iyiki anladı kalın kafam keyfin şu an hissettiğim öte bir şey olmadığını ve ötesini hep benim uydurduğunu. Uydurmaktan ne denli keyif aldığımı nasıl tarif edebilirim sana; uzun bir cadde üzerinde çivi topuklu siyah ayakkabılarımla geçerken altımda ezdiğim kaldırım taşından farksız değilsin. Neymiş miş miş, dinliyorum. Yaaa öyle uzatırlar adamı işte. ;) Burası Elalminda abicim burda benim keyfimin kahyası bir tek benim. Ve burası benim en huzurlu olduğum tek yer. Ne demiştim ben bundan sonra her kez hak ettiği değeri alacak değil mi? Değil mi? Demiştim bunu demi. Demi, demi demi. İşte şu aralar benim hangi yöne baktığım kimseyi ilgilendirmez . Nereye gideceğim benim bile umurumda değil. Ve biliyorsun her zaman korktum kendimden.

23;57
29,10,06

Friday, October 27, 2006

Sevdiği günlerden biriydi,,,

Sevdiği günlerden biriydi,,,

Bu kadar aşkın arasında en muhtaç olduğu his, en tutkun olduğu his sevmeleri sevmekti aslında. Acımasızca belki ve bir o kadar güvensiz belki de ama net olan bu.

O kız kabuslarını benim düşlerimde gören bir çocuk aslında. Onu seven elleri öpen kız çocuğu da o, inciten elleri parçalayan da o. Arada sıkışıp kalmışlığın en büyük feryadı aslında, ne yapsa boş.

Hayallerini benim günlerimde yaşayan, cevapları arayan o. Biz onunla hep beraberiz istediği sürece.

,,,,,

Sevdiği günlerden biriydi... Gözlerinde güldüğünde tüm dinleri birleştirecek ışığı taşıyan evrenin, en ihtişamlı kapanıp açılmaları vardı. O güldüğünde dertlerini unutan insanlar vardı her birinin ellerine sarıldığı. Kucak kucak sarılmaları vardı, şifa dağıtan bir elin omza dokunduğunda saçtığı ışık gibi görülmezdi güldüğünde gözlerindeki mucizeleri. Ama gözlerinde güldüğünde tepeden tırnağa bir mucizeydi seyrine doyamadığım. Seyirlikti sevdiğinde. Gözün bebeğiydi, uzak olan yakındaydı ve kız seyirlikti. Seyrettim.

Bilinmez diller konuştuğuna şahit oldum defalarca. Ve sadece bakarak, baka baka insanın içine aktığı konuşmalara da şahit oldum. Öpmelerine de tanıklık ettim. Hep merak ettim seyrederken doyamadığım öpmeleri nasıl oluyor da onan zarar vermiyordu. Bir yangın düşün, isteyerek atladığın, seyrettiğin ve herkesin aynı anda aynı acıyı hissettiğini düşün ve bununla yanmak için feda edebileceğin günahları düşün dağlan ateşle. Seyredeni de yakan öpüşlerini gördüm, yandım.

Şimdi öyle anlamsız gelse bile bu kızın sevmelerini seyretmeyi, dinlemeyi çok özledim. Uydurduğu masallara tanıklık ettim, şimdi onların gerçekliklerini anlatan ama aslında inanılmaması gereken bir izleyiciyim sadece.

Ben bile o kıza en yakın olan ben bile izin verdiklerinden öteye ulaşamadım. Hissettiğim tek şey bilmediğim ve daha onunda uydurmadığı ve benim inandırmak için anlatmadığım onlarca hikaye yaşıyor içinde.

Severken seyirlikti, aşıktı kendine, kendini sevenlere.

Aşk-ın bir kirpik ve ete duyulan özlem olmadığına tüm inanmayanlar içinde inanıp içinde kaybolduğunu gördüm. Bu onu son görüşümdü zaten,,, Şimdi anlatmak hiç kolay değil. Tek diyebileceğim kaybolan kızın dünyasını ve oraya ait olmayı seyretmeyi, gözlerinde yaşadığı hayatın her karesine tanıklık etmeyi çok özledim.

Ne olur çocuk geri dön,,,
Tüm garipliklerine yoldaşlık edeceğim,,,

24,10,06
02;23

“Bugün günaydın deyip-güzelliklerle içini ısıttığın insan yarın tüm mutlulukları burnundan getirebiliyor. Canını sıkmasına izin vermesen de insan gene yapacağını bulur, üzer seni. Ailede böyle. Dün annen, baban, kardeşlerin burnunun ucundaydı, onlar için hayaller kuruyordun (gerçekleştirebilmek için). Şimdi ayrılığın daha iyi bir şey olduğunu düşünüyorsun.
Uzun zamandır sırılsıklam uyanıyorum uykumdan, titreye titreye. Çocukken en güzel yaşında yaşadıklarını, gördüklerini tekrar tekrar yaşıyorum uykularımda ve hıçkırıklarımızı kimse duymuyor. Sarışın minik kız, eteklerini tuta tuta evin önüne geliyor. Ağlamamak için kaskatı gözlerini görüyorum bir solukta. Ve ben rüyalarıma dolan kızın ağlayamadıklarını kabuslarımda ağlıyorum. Meğer ne çok üzülmüşüm, yazık diyorum kapı önündeki o kızı görünce bir başka kabusta daha. Ve bir daha ağlayamadıklarını ben ağlıyorum. Ardından kendime, yaşıma bakıyorum, nereye kaçsam beni bulmuşlar, Yaşadığım şeyleri atmışlar dizdiğim raflardan ve kilitlemişler hep bir sonraya, hep bir sonraya. Yapamadım asla unutamadım.
En zayıf anımda bile kafamı eğmeyişlerimi hatırlıyorum. Hem de kimseye. Giden gitmiş esen kalmış hep. Bu şehrin bütün duraklarında kim bilir kaç kere bekledim,? Beklemeye ihtiyacım varmış benim gelmenize değil,,, Ben iyileştirdim kendimi çünkü, ben merhem oldum yitirdiklerimi onarmaya,,, Hala giriyorsa rüyalarıma kapı önünde bekleyen ufak sarışın kız çocuğu ben intikamımı almışım bizi bilmek istemeyen, görmek istemeyen sizden. Her vakit dediğim gibi, İntikam kendinden alınır.
İçimde, öyle güzellikler gizli ki, elini attığında gülümsüyorum sana. Ve sırtını döndüğünde iyilikler diliyorum senin için. İçimdeki güzellikler hep onun eseri. Baştan aşağı bir yapıt gibi duruyorum böyle düşündükçe. Biz kötü olmadık hiç. Üzdüysem eğer, başarabildiysem bunu. Beni hem sevmeli hem de öldürmeli,,,Eğer seni kapı önünde bırakan şeyin kucaklar onunla büyüyüp-ufalırsan yücelmişliğe ulaşırsın. Ardından anlamsız gelir kavgalar, korkarsın. Anlamsızlığı allayıp pullayıp sunarsın seni üzenlere, bana. Sakinsindir ve alçak gönüllü, alçaksındır. Gülümsersin, ibadet yapar gibi gülümsersin iblisi kovmak için düşüncenden.
Zaman gelir, rüyalara dolarsın, gözlerinde dolarsın bazen yabancıların, tanıklık eden gözleri de süzersin.
Tazeliğini koruduğu sürece bir dizi kabus ta birleşmek üzere gülersin bir kere daha işte, ;)
Ve,
Tüm hiçler acıttıklarını kendileri de acıyacaktır... – Ebda-“

27,08,04
10;27

Bayram Sonrası,

Ah bir telaştır aldı gitti beni. Bayram geldi gecti ve bu haftada bitiyor işte, dört gün evden dışarı cıkmadım, Bayramın 2. günü ekmek almak ıcın fırına gittim ve aaa dısarısı sıcakmıs dedım. Biz kutuplarda yaşıyosda ;) Misafirler geldi hizmet ettik bizde. Şimdi insanın elinden her işin gelmeside çok kötü bir durum, herşeyi bilmemek lazım ;Pppp

Sonraaa gelen mesajlara cevap vermedim evet koca kulaklı eşşek benim ;)
Hep beraber söyleyelim;
Arkadaşım eş, arkadaşım şek, arkadaşım eşşek
Ama uzun kulaklarımı son bir kez sallamıyorum hala buralardayım ve ben iflah olmam ;)

Bayramın son günü minik bir aile olup lunaparka gittik.


Evet evet tahmin ettiğiniz gibi çıldırdım. Alphan dan daha çok eğlendim.


Çok çok eğlendim. Çarpışan otolara bayılıyorum. Heleki bir çirkeflik yaptığım foto var aşağıda çüş dedim ya amma çirkefsin muti. Benden trafik tabelası olurmu aceba ;Ppppp Bana kotu araba kullanıyon demeyın tamammı cıldırıyorum,,!


Bu fotoğrafta adam diyorki kusura bakmayın buyuklerı bındıremıyoruz, ben hemen atlıyorum ordan yoko daha ortaokula gidiyor ;) İşte zehranın bu bakışları adamı ve kendini ortaokula gittiğine inandırmaya calısan bakıslar. ehauheua Ben sana dedim demi emel cocuklugunun ıntıkamını almak ıcın cagırdı senı ahahahahah




Hızlı trenede bindim. Ama cok kısa suruyor ya. Ardından donme dolaba bindik dört kız kardes ikişerli gruplar halinda ablam muti ve ben muti bir sepette diger kardesim olan mutilerse diger sepette ;Pp
Ama bu iki ufaklık kardes yukseklikten cok korkuyorlar istedilerki ablam birini yanına alsın bende birini ama biz sattık bunları heheheh ay cok komıktı. Şimdi ben yukseği cok severim keza iki kere bungee jumping yapmıs biri olarak ve ilk fırsatta yamaç paraşütü ve ucaktan paraşütle atlamayı denemek isteycek kadar severim yüksekleri yani yukardan esen rüzgarın damakta bıraktığı tadı bilirim. Bilmiyorum ya heyecanı seviyorum hayatta işte. Yani beni sıkmayan herşeyi. Neyse benden artık öğğ geldi biliyorum konuyu dağıtmadan devam edelim. Bunlar kaldı asağıda ben yukardan sarkıyorum emellll emelll iste emelle zehranın şahane bakısları hatta hapishane gülleri dedigim bir fotoda var. tırsmanın doruklarındalar.
Ay şahanelerrrrr eahuaehu ;)
Aslında birseyden korkmamak cok kotu olsa gerek. Benimkide garıp bır durum yanımda korkan birisi olsun aslan parcası kesılıyorum evelallah ;)
Sonra ne demiştim hadi eyvallah,,!

Saturday, October 14, 2006

Neler oluyor,

Selam dostlar,

Bakın belki gene gelirim dedim ve dayanamadım ;)
Kimisi eski kimisi yeni seçmece yaptığım yazılarımdan gönderdim size.(Tam altı tane ama devamıda gelecek)

Fabrikada çok üsüyorum ben, birde oruçluyum elbette. Kanım çekiliyor.
Çok zayıfladımmı bilmiyorum ama artık 26 beden kot giyiyorum. (Yeni aldımda pantelonumu hemde cok ucuz eger ben gecen sene o kota o parayı vermeseydim simdi bu kottan 7 tane almıştım. Çüşşş bana bazen üzüntüden alışverise salıyorum kendimi çok çabuk geçiyor gerginliğim ;) Zaten hep derim Ben gardırobumu satsam bir araba alırım kendime, Çok tiksinç bir durum. Ama bu durum son 3 yıldır bu şekilde, inşallah kendime dur diyeceğim...)

Sonraaa ben hayatımda hiç güllaç da yemedim ama yiyecem. Tabi üstündeki narları yemeyecem.

Sonraaaa "bir sevmek bin defa ölmek demekmiş" dostlar.

Kalın sağlıcakla.

Hani Hiç Yaşanmamış Olan,(Sana Dair)

Şimdi anlatacağım hikaye hiç yaşanmadı ve yaşanmak için başlanmadı. Kucaklar kol kola, yollar yan yana bir yaşamdı. Yani kaybetmemek için hiç başlanmadı.
Hani çekim alanı vardırya insanın. Nedensiz, sebepsiz yere ayrılamadığımız kapı önleri vardır. (Kapı tokmaklarını çalmaya korktuğumuz kapılar)
Hani hiç söylemediğin sözler vardır,?
Hani hiç tutmadığın eller,?
Düşündüğün, acaba sıcakmı avuç içleri diye merak ettiğin.

En çok güldüğün, güldürdüğün ve sebepsiz küskünlükler yaşadığın. Gözlerinde nefreti gördüğün, sevgiyi gördüğün ama reddettiğin.
Bu nasıl tanımlanabilir;
Hani boğazına düğümlenir, hani yutkunursunda geçmez. Öyle büyüktürki. Ne yutabilirsin, ne çıkartabilirsin. Bağırsan belki düşecek. Yaşamadığını yaşamak için kaçtığın koca bir düğümdür bazen eller. Eller yürürken ellerine sallana sallana çarpar sanki hiç tutmadıklarını tutmak için sarfedilmiş bir hızla ve korkar hızla geri çeker el kendini. Gözler bazan dalar sen kahkahalara boğulduğunda.

Gözler hiç görmediğini görmüşçesine kocaman açarak bakar sana. Yanaklar kızarır, kahkaha boğazdaki düğüme katılır ve büyür.
Aşklar yaşanır aynı çevrede. Aşklar ki doyumsuzdurlar her zaman. O eller başka saçları okşar, bu dudaklar başla dudaklarla birleşir. Anlamazsın olan biteni. Uzaklaşırsın, uzaklaşırsın. Gözler uzağa düşer. Sözler de duyulmaz artık. Bir merhabanın üstünü kimse istemez.
Geri dönmemek için çıktığın evden yaralı bir halde geri dönersin. İlk gördüğün o ışık onun gözleridir. Hani öyle renklidir ki güneşi yanında hissedersin.
Ve hatırlarsın hala yutamadığın bir düğüm vardır boğazında.

07,10,06
23;35

"Yaşam kadar gerçek
Yaşamak gibi sahte
Öyle çok şey var ki
Yaralayan insanı
Bir yürek çarpıntısı
Onu her gördüğünde
Öyle çok şey var ki bak
Sana dair

Yanlış aşklar yaşadık
Yanlış köprülerde
Yanlış gemiler yakıp
Aldırmadan
İki damla su çaldık
Zamanın pençesinden
Aldırmadan, aldırmadan

Mucize gerek bize
Gidecek bir başka düş
Bir düş ki korkmamış
Zamanın karşısında
Ve bir çağ gerek bize
Ve bir çağ bundan özgür

Öyle çok şey var ki bak
Sana dair

Sonra kuşlar gitti
Anladım dünya yorgun
Sen yorgun, tortusu kalmış
Eski bir korkunun
Görmedik, duymadık
Demedik bunlar kötü
Biz var mıydık?
Aşk var mıydı?

Bu ne senden ilk kaçışım
Ne de ilk düşüşün yüreğime
Ne bu senden son geçişim
Ne de son küsüşüm kaderime
"

-Kumdan Kaleler / Sana Dair-

Söylediğim Sözler,

-Battal boy hayatın içinde kayboluyorum.- Ebda

17,01,05
13;29;06

-Ne kadar kendini kaybedersen, okadar onunsun...-Ebda

19,11,04
10;34

-Bütün hırçınlığım, bütün asiliğim işte bir ben yüzünden. Bütün çekiciliğim soluğumda sakladığım asi ruhta...!- Ebda

97

-Anne beni çok üzüyorsun. Bütün parmaklarını baş parmak sanıyorsun halbuki ben orta parmağım bu yüzden çok batıyorum ;)-

14,10,06
16;00

İmzasız

Yasal sevişmelerini yasakladım
Bedenimin

Bir bıçak darbesiyle
Yere serdim kendimi

Geçmişten - şimdiye ne gördüyse unutmayan,
Gözlerimi kapattım

Oluk oluk
Kanadım

Avuç avuç
Sevildim

Kas katı kesildim
Ölüm kramplarıyla gelirken,

Tut ulan ellerimi,!
!!!
Gene gidiyorum.
İmzasız, İmlasız,,,

28,09,06
13;27

Köprü

Dinliyorum;
Eskisi gibi heyecanla.

İlk defa özledim seni,
Kendime kızmadan.
Sarıldım unuttuğum sandığım anılarıma.

Ben sevmiştim seni.
Belki hala seviyor olduğum gibi.

Unutma,!

26,11,04 / Cuma
13;18

Ölümsüz

Elimi saklayıp ellerinde,
Kulağıma yaklaştır dudaklarını

Şimdi,
Söyle en sevdiğimiz şarkıları.

21,08,04
08;42;36

Soluğu Kesik

Soluğu kesildi ve yere düştü. İşte böyle bir anda kurtuldum demişti, tutmuştu ellerini. Hiç kimse anlamadı ellerindeki yılan soğukluğunu, gel zaman - git zaman aşk varmış dediler ve kız yerle gök arasına sığdıramadı aşk-ı.
Neyapmalıydı,?
Öyle sevip öyle istemiştiki, bilemedi. Kavgalar, kıskançlıklar, ardı arkası gelmeyen sorumsuzluklar... nasıl buraya gelmişti anlayamadı. Sadece sevdiğiydi ve yerle gök arasına sığdıramadığı.
Dediki; eğer bu ise "aşk" var git yoluna. Aşk-ı hiç yaşanmamış saymak istedi ama olmadı. Zaten herşey bir oyun değilmiydi,? Oyundu vede oynadı.
Kız ellerini havaya kaldırdı, gözlerini yumdu.
Bir, İki, Üç gözlerini açtı,
Hala orda,,,
Bir, İki, Üç ve parmak şıklattı, gözlerini açtı. Evet,
Sanki yarı saydam
Bir, İki, Üç ve derin bir nefes aldı, gözlerini açtı.
Sadece bir koku, kokusunu alıyorum dedi.
Ayağa kalktı, kokuya doğru yürüdü. Bir omuz darbesiyle içinden geçti Aşkın. Soğuk çok soğuk. Yere düştüler ve soluklar kesildi.
Herşeye karşın kuşların cıvıldadığı bir orman evde uyanmak ve taş duvarları olan oda evin büyük penceresinden bakarken gördü kendini. Pencereden seslendi; Alara hadi eve gel kızım...
Uzun sarı saçlarını dizlerime, badem gözlerini ellerime bırakan canımın canı o kovukta yaşıyordu. Evet gördüm ve soluğum kesildi.
Uyandım ve masal bitti.

Kaç zamandır yerde uzanıyorum farkında değilim.
Güneş tenime dokundu, saçlarımda dolaştı, dudaklarımı öptü. Yerde soluksuz uzanırken yağmurda geldi ziyaretime, öyle yağdıki içimi boşalttı, kalbime şimşekler çaktı ve ardından kar geldi, gögüzlerimi örttüler tane tane ve beklediğim rüzgar geldi. Esti, esti. Nem varsa soyundum ayağa kalktım. Çırılçıplak ruhumu, bedenimi rüzgara kattım ve yürüdüm.
Şimdi nerden esse hep çırılçıplak eser rüzgar ve delik deşik eder adamı. Nerden esse burnuma dolar kokusu.
Güneşten çatlamış dudaklarım, yağmurdan sırılsıklam olmuş saçlarım ve karın örttüğü bedenim erkendi gittiğinde. Doğru ergeç gidecekti.
Geç kaldı,
Erken gitti.
Soluğun kesik yerde uzanmış seniterk etti ve gitti...


21,09,06
00;45
Muti E
Ebda

Monday, September 25, 2006

Gidiyorum,,,

Hani bazen çok ortalıklarda dolaşırım
Hani bazende telefonuma bile ulaşılmaz, hani yüzünü gördüm cennetlik oldum Muti dediğin anlar varya..

İşte o telefonun bile cekmedigi,
Mail adresinin dola dola kapanmaya yüz tuttugu

Psikolojimi oda ne demek unutup kendime Ben robot diye seslendigim anlardan birine gidiyorum.

İnşallah güzel haberlerle dönerim.
Hiç zannetmiyorum,
Ve
Biliyorsun
Her şey bombok...

Wednesday, September 20, 2006

Aşık arkadaşım gülmecesi ;)

Şimdi benim aşık arkadaşım var. Ama son zamanlarda çıldırdı kendisi. Bende diyorumki ona;
Abi ne ziftine aşık oluyorsun ki. Çıldırmış olmalısın. Bende bir vaktin -mişli geçmiş zamanlarında aşıktım biliyorsun halimi... Ne gerek var yahu. Hayat aşık olmadan da geçiyor. Tek Başıma Başım Kaşına demedik biz boşuna. ehhehe

Aşık konuşmuyor şarkı söylüyor sürekli, sürekli benide buhrana sürüklüyor. Lan acaba omu doğru söylüyor. Yaf de get diyorum o şarkı söyledikçe.

"Bir şey daha var;
kadife eldivenli demir leydi
ne demek, ne demek
ehehheh
o benim,, yaaaa"


Aşık;

Unutamıyorum - Barış Manço

Yıllar sonra yine karşındayım
Bırak biraz yanında kalayım
Sen tek mutlu ol başka arzum yok
Bense seni unutamıyorum

Duydum bugün evleniyormuşsun
Başkasının oluyormuşsun
Sen tek mutlu ol başka arzum yok
Bense seni unutamıyorum

Doya doya son bir görmek istedim
Çok yakışmış beyaz gelinliğin
Sen tek mutlu ol başka arzum yok
Bense seni unutamıyorum

Meraklanma tekrar gideceğim
Aranıza girmeyeceğim
Sen tek mutlu ol başka arzum yok
Bense seni unutamıyorum

Bense seni unutamıyorum
Bir türlü seni unutamıyorum

Aşık;
ıste olay budurrrrr.
oku oku daral
adam super yazıyor yaaa...

Ben;
ya olm bana kastınmı var
zaten ger ger gerilmiş durumdayım
çaldığım şarkılardan belli olmuyor mu,?

Aşık;
oluyooo bunuda dinle ne olacak
hem cıvı cıvıyı soker derler
bunu bılıyorsu deılmı

Aşık;
Anlıyorsun Değil mi - Barış Manço

Hava ayaz mı ayaz ellerim ceplerimde
Bir türkü tutturmuşum duyuyorsun değil mi
Çalacak bir kapım yok mutluluğa hesretim
Artık sokaklar benim görüyorsun değil mi

Zaman akmıyor sanki saatler durmuş bugün
Sonsuz yalnızlığımda birtek sen varsın bugün
Ya dön bana artık duyuyor musun beni
Ya çık git dünyamdan anlıyorsun değil mi

Bir resmin kalmış bende tam ortadan yırtılmış
Hani siyah kazaklı biliyorsun değil mi
Gözlerimden süzülen birkaç damla anıda
Senin sıcaklığın var anlıyorsun değil mi

Zaman akmıyor sanki saatler durmuş bugün
Sonsuz yalnızlığımda birtek sen varsın bugün
Ya dön bana artık duyuyor musun beni
Ya çık git dünyamdan anlıyorsun değil mi

Aşık;
ehuehueue
buda zuperrrrr.. bu paprcayla cok dolastım etrafta..
eeh begendınmı sarkı sozlerımı..

Ben;
efet
ama yeter ya
git aşkını itiraf et olm.

Aşık;
ıyıde ben ıtıraf ettm zaten
........
.......
............

Ben;
yavrim benimmm
kıyamam ben sana

Aşık;
bende kıyamıyorum ama
kıydılar bana
zaten hep böyle oluyor ya neyse
ota boka konuyor

Ben;
euhauehauheuhe
ortalığı fazla karıştırma bence sen,

Aşık;
Fil ile Kurbağa - Barış Manço

Çok zamanlar önce kara orman içinde
Yalnız başına tek bir erkek fil yaşardı

Bir gün dolaşırken nehrin kenarında
Kendi gibi yalnız kurbağaya rastladı

Gözleri birleşti kalpleri birleşti sevgiyle
Elele verdiler yanyana geldiler sevgiyle

Bütün kuşlar sustu akan ırmaklar durdu
İki kalp ile çarpti bütün orman bir anda

Nehrin kenarına uzandılar yanyana
Rüzgar fısıldarken dallarda yapraklarda

Hayaller kurdular her sevişen mutlu bir çift gibi
Uyuya kaldılar rüyaya daldılar onlar gibi

Birden sıçradi fil uykudan uyandı
Boş yere yanında kurbağayı aradı

Kabus zannettiği korkunç rüya doğruydu
Sevgilisi yanında cansız yatıyordu

Bir fil ancak kendi cinsinden bir fili severdi
Koskoca aşkı vücudu gibi çok ağır geldi

Aşık;
bunu bılıyormuydun

Ben;
hayır

Aşık;
oku bak.. ımkansız askk....
manyakmıyım neyim

Ben;
yenimi farkettin,?
saf hüsam

Aşık;
ehueuh
neden saf diyon simdi,

Ben;
bekle beni gelicem

Aşık;
senı nıye beklıım yaaa
beklemem ben artık
ılk onume cıkana yumulucam
mauahahahah

Ben;
manyak
sapıkk
lan aşık
sen yıllar sonra cıldırdın ha

Aşık;
buyrun benım
ben universitede cıldırdım
sonra da dıkıs hıc tutmadı

Ben;
neden seni sevdigimi dusunmuyorum biliyormusun
ehauhuehauheu
;)

Tuesday, September 19, 2006

Beni Kör Kuyularda...




Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın,
Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın,
Öylesine yıktın ki bütün inançlarımı;
Beni bensiz bıraktın; beni sensiz bıraktın.
Ümit Yaşar Oğuzcan

Timur Selçuk Söylüyor ve Ben Dinliyorum,,,

Monday, September 18, 2006

Miras

Meleği meleğide anam yeşil kara
Anam canmı dayanırda söyle böyle dertlere
Oyy oyyyyy
Yavrey sulandırmış
Anam hakkın kurtlara
Zalım kurtlara
Gel koyun vazgeçde körpe kuzudan
Oyy oyyyyy
Amanın aman aman amannnnn
Yeryüzünün debere kefi bitmesin
Seni güden Çobanda zalım beni güdmesin
Aman aman Oyy oyyyyy
Dilerim Allahtan
Dizin tutmasın
Yüzün gülmesin

Gel koyun vazgeçde körpe kuzudan
Oy amanın aman aman amannnnn

Kasetteki en sevdiğim türkü

Laz Ziyanın bir taş plağı vardı ya hani ara sıra dinler dinler ağlardı. Benimde bir kasetim var ara sıra çıkar çekmecesinden dolar hafızama sonra geçmişe miras bıraktığım anıları da siler süpürür kitler çekmecesine...
Etle tırnak arası çok mu acıtırdı. Sağ gözüm olayı anlayamadan sol gözümden yaş geldi. Baktım acıdı ama geçti...

Friday, September 15, 2006

Bakın neler öğrendim ve yaptım...

Dostlar nasılsınız,?

Ben idarelik durumdayım. Neyse konu da bu değil zaten. Bakın ne yaptım....

http://seyreyleguzel.blogspot.com/
iste size soyledigim sitei acmıs bulunmaktayım. Yanlız kodlarından cıkan bir sorun yuzunden Fever ve Clevermaxx baya bir ugrastılar. Peki sorunu kim çözdü ben ben çözdüm. Çocukkende matamatiği çok sevmiştim gözünü sevdiğimin toplaması... ehehehahhe

Birde Fever den bir yenilik ögrendim. Diyelim Blog adresini takip ettiginiz bir arkadasın var. Hemen tıklıyorsun... Açılan sayfada Thunderbird 1.5 in tanıtımı var. Hemen indirin' e tıklıyorsun. İşte işletim sizteminizi secip programı ındırıyorsun. Sonra kurulumu yapıp programı calıstırıyorsun. Burdan RSS/RDF ve Blok kısmından kayıtları yönet diyorsun Ekle den RDF/RSS URL si kısmına http://xxxxx.blogspot.com/atom.xml sini yazıyorsunuz. Sonra ayarı kaydetmek icin dısa aktar diyorsun. Ve oluyor bitiyor... Tabi yazıları takip etmek için programda postaları indir demeyi unutmayalım ;)

Aslında Fever Outlook Express için olanını (RSS Popper) ögretmişti bana ama ben beceremedim. Bu şekilde olanını uyguladım ben. Bu ne işe yarıyor arkadasın yeni yazılar resimler ekledimi mail gibi ekrana dusuyor takip etmek kolaylasıyor. Sana hemen haber veriyor. Hadi hepinize kolay gelsin...

Madem yenilikleri söylüyoruz. Birde Google Labaratuarından haber verelim. Belki henüz haberi olmayan vardır aramızda. Ben en çok Google Suggest 'i kullanıyorum.

Kolay Gelsin Hepinize....
Ve Güzel bir hafta sonu geçirmeniz dileklerimle...

Thursday, September 14, 2006

Çocuklar gibi şenim


Evet kargo bugun oglen yemeginden az once geldi, çok seviçliyim.
Ne kadar karışık bir makine bu. Off offf hemen crato nun dediği gibi eve gidip kitapcıgı okumaya baslayacagım.
Bakın hemen ilk pozu verdim bile makinemle ;)
Ama foto Motorola V3i ile çekildi ;)
İlerleyen zamanlarda yeni bir blog daha ekleyip sayfama cektigim resimleri orda sergiliyecegim.
Hepimize hayırlı ugurlu olsun.
hehehehe
Makineme bir isim arıyorum. Evlat gibi birşey bu yaa ;) Artıkın isimle seslenecem ona ;PpPp

Heyyy bakın ben ne yaptım ;)
Bir WishList bunu crato nun sitesinde gördüm, yapmassam olmas ;)

Wednesday, September 13, 2006

Ar gelir Osman agama ar gelir Safiyeme karyola dar gelir

Selamlar Dostlar.
İnşallah iyisiniz. Ben ger ger gerilmiş durumdayım. (Bunun bir hareketi var ama siz göremiyorsunuz.)
Annemi çok özledim. Demin konuştuk babam hastaneden çıkartmaya gidiyormuş.Eve gelecek artık annecim en kısa vakittede bir omurilik profösörüne götürecem annemi fizik tedaviye sonuç vermeyen üç tane fıtık için ameliyattan başka çare yok demişlerdi belki de başka bir yolu vardır. 31 Ağustos sabahı hastaneye yatırdım annemi ve calısmaya geldım. O gun bu gun evin sorumlulugu bizim ustumuzde.

Annemsiz hersey yarım yamalak. Ben çok yoruluyorum. İlk kez pilav yaptım cumartesı gunu. Ellerime sağlık, afiyetle yedi babam ve zehra. Bende yedim. Ve anladımki ben pirinci cidden hic sevmiyorum prinçleri ayıklarken yıkarken bile bunu hissettim. Aç kalmamak için azda olsa yedim işte. Hem ilk yaptıgım pilav olduğu içinde yedim. Emel olmasa açlıktan ölürüz herhalde. Yemek yapıp getirdi bize. E ben nereye yeteyim, evin ütüsü, temizligi, toplanması, çamaşırı, bulaşığı bitmiyorki. Zaten çalışıyorum. Sıkıldım. Anladımki bana göre şeyler değil bunlar. Ya iş yapmakdan kaçıyorum demiyorum elbet yaparım ama bir evde butun ısler bır kısının sorumluluğu olmaz. Eğer öyleyse abicim ben baştan yan çizdim oynamıyorum. Ekimde kurs başlayacak ohh kurtuluyorum eve erken gitmekten. Bu ne abicim ya alışmamışım ben boyle. Bu kurs bitsin italyanca öğrenmek istiyordum ya ona başlayacam.

Hem zaten ben dün yarı profosyenel bir fotograf makınesı aldım. Yazmak dısında yenı bır hobım daha olacak. Zaten hobımdı cok severdım resım cekmeyı, artık daha profesyonel olacak işte. Bak makinanın ozellıklerını söliyeyim. Canon PowerShot S2 IS marka ve modelı budur. (Tıkla ustune ozellıklerı acılacaktır.) Gönlümde yatan aslan s3 olsada (oda sadece sıyah oldugu ıcın bununla aralarında 6.0 pıksel bırde 2.0" ekran farkı var o kadar.) ben s2 ve yanın 1 gb hafıza kartını volkanın kartına %8 indirim + 8 taksıt ımkanıyla aldım. Çok sevınclıyım. Bugun kargocularda kaldı gozum ama hala ups gelmedi. Yarınamı kaldı benım makina bilmemki. Tühh tühhh tühhh vahh vahhh vahhh. Bir vakıt ınsanbula gidip ders alıp guzel cekımler yapıp gelmekde ıstıyorum. Bakalım neler olacak. E habersız bırakmam sızı bende. 2, 3 yıl sonrada kendımce ufak bır resım sergısı olusturmak ıstıyorum. Genelde kapıları cok severım, kapı tokmaklarına bayılırım, birde portre resımler. Bunlar uzerınde yogunlaşıcam muhtemelen. Cunku kapılar hep ılgımı cektı. Yaşamayı nefes almayı özlemişim. Öyle bir kıvama geldimki, nefessiz kalmamı sağlayan herşeyden uzaklaşıyorum. Bu insanı uçsuz bir yanlızlığa götürsede bu durumdan memnunum. Çünkü herkez hakettiğini yaşıyor değil mi,? Demet Abla ;)

Öğlen yemeğinden dönerken babam elime mektubumu tutusturdu. Açtım baktım bir kurbaga optum prens oldu(gercegi bir sen bil birde ben) Bende ona Kurbağa prens dedim. Zaten ben bir premsesim. Premses,,,!(Cadı teyze premses ol çabuk dediğin günleri hatırlatırım;)) Çok özledim seni çok. Neden seni severim bilirsin demi bak herkezin önünde de yazayım. Beni çok önemseyen nadir insanlardan birisin, delinin tekisin, akıllısın, gülüyorsun, laflarıyla insanları vurmazsın ve kimseyi ele vermessin. Çünkü dostsun. Bir kan bağımız yok evet ama seni önemsemem için bunada gerek yok zaten. Kırmızı saçları şimdilerde sararmış tombul yanakları göşmüş, görmüş dostun, kardeşinden sevgi ve saygılarla. Yaşasın Kurbağa Prens. (Ben ona Fidel Derim Elalminda da.) Zaten şu hayatta Elalmindanın nasıl bir yer olduğunu bir tek o bilir. Çünkü o çizdi buranın haritasını. O gönderdiğin bom boş beyaz yaprak tan sonra dedim ki kendi kendime bu haritayi imha etmeliyim. Yaktım ellerini affet beni. Kimse bilsin istemedim. ama ben biliyorum senin parmaklarının uçları gösterdi bana bilmediğim yerleri. O yüzden bir sen bildin Elalmindayı bir de ben. Zaten bu yazdığımdan kimse bir şey anlamazki bir sen bir de benden başka. İnsanın kendi dili olması ne de hoş... Bak neleri çıkardım çekmecelerden ;)

-----

Yol

güneşin doğmasına az kalmıştı,
saate baktı,
bir de dışarı..
beklemekten yorgundu,
beklemeye alışmıştı ama;
sevmediği halde.

komidinin üstüne koyduğu kitaba uzandı,
bi kaç satır daha okumak için,
aldığı gibi bıraktı sonra kitabı yerine,
gözeri şişmişti, okuyamayacaktı,
çünkü çok ağlamıştı gece..
ağlatmışlardı onu!

son 1 haftadır,
güneşi ıslak gözlerle karşılıyordu,
böylece ağlamalarına şahit tutuyordu güneşi,
hem bahane ediyordu,
kolay kolay ağlamaz,
ağlarsa kolay kolay kurumazdı.

kalktı yerinden hışımla,
mutfağa koşarken,
"yetti be!"
diyebildi...
koridordan öteye taşıyamadı bedeni onu..
yığıldı, kaldı...doymamıştı daha..
bekleyebilirdi bir ömür daha!
gelmemişti...

adrenalin
01,07,2004
17;53

Friday, September 08, 2006

Kopda gel Ebda.. Kopda gel kızım....

Abidik Gubidik bir masal anlatıyorum şimdi;

Winamp ın talihsizliğimi benim üstüne basmışlığım mı bilmiyorum. Ulan gene o şarkı denk geldi ve ulan ben gene ağladım. Aslıda görmediler ağladığımı. Zaten kimsede inanmaz ağlayacağıma. Bilmedi kimseler bilmeyecekler. Beni hiç bir şeyin sarsamayacağını düşünür onlar. Ağlama kız sus, sussss. İnanmazlar onlara göre ben hayata kök salmışım, köklerimle bağlıyım yıkılmam. Zaten inanmazlarda vurgun yediğime. Bu yaşamın benim için bir hayal kırıklığından ibaret olduğunu söylesende inanmazlar, onlar beni hiç tanımadı zaten. Tanıtmadım da zaten. Ve benim gittiğim yerlere sokmadım kimseyi. İçimin yangın yeri olduğunu, aslında hep gülmediğimi göremezler gözlerimle. Cünkü bakmadım kimseye o şekilde. Ele vermedim ne kadar düşkün olduğumu. Zaten kimse inanmaz buna. Onlar kızdığımda nefretimin adiliğinin ne denli öç lü olduğunun da farkında değilmişler gibi ama korkuyorlarda bendeki öfkeden. Yanlız bilmiyorlarki cevizin özü kabuğunda değil. Aldandınız ve hep sizi aldattım. Adi bakışları üstünde dolaşan düzenbazın tekiyim aslında bilmediğiniz ve görmediğiniz. Gösterdiğim kadarından ötesine geçmediniz - geçemediniz - geçirmeyeceğim. Tek dişi kalmış canavarım ben tek başıma ve başım kaşına. İşte bundan öte köy yok. Gelmediniz gelemediniz gelemeyeceğiniz.

Eyvallah çekmeyi öğrendiğim günden beridir ki boynumu sağa kısarak elimi yüreğime götütür selamlarım gözümü ve gönlümü okşayanları, ağlatanları, acıtanları, güldürenleri kısacagı gözümün gönlümün oynaşını...

Hadi koçum eyvallah...

Şimdilik gidiyorum beni nerde bulacağını biliyormusun,? Yo yo yooo telefonun ucunda olmayacağım. Telefonun bir ucu olacak elbet ama beni sana baglamayacak. Ekranın karşısında da bulamassın beni. Hi friend başlıklı e-posta larda da. Evimin önünde yok ordada olmayacağım.
Şimdi bana dokunma. Otobüs duraklarına da gelme, hani beni dağılmış olarak toplayacağın bir çay bahcesi vardı ya orayada gelme. Seni göremeyeceğim. Bu terkin sebebi eylül. Ay eylül deli ediyor beni. Ulan boğazıma batıyor herşey.
Bak şarkı ne diyor;(Hani beni zamansız yere ağlatan mori mosforlum kadar içimi delip geçmeyen ama duyduğumda titrediğim o şarkı işte bak merak ediyordun.)

Farkında degilmiş gibi durma, aldırmasanda ağlıyorum.
Toy sevdalım ömre zarar yanım, tebessüm et yüzüm gülsün.
Nem varsa ugruna hazır, köle. Ayıplansa, yadırgansa.İçim razı.
Sensizlikten çok iyidir ölüm.
Yar yar yaşlanıyor bedenim
Yan yıkıl gece dağıl güneş ayy, İpi çekildi gençliğin zaman dar yar
Kapını sonsuza değin kapama yüzüme.
Yar yar ellerin illede yar.
Yan yıkıl gece dağıl güneş ayy
Acemisin yar eller ağlatır kal, kal
Kapını sonsuza değin kapama yüzüme, ne olur...
(Yıldız Tilbe - Yar)

rin tin tin redkite bir gün demiş ki;
usta bugün nereye gidiyoruz,
evlat eve dönüyoruz.
senin aradığın burada değil,
tamam usta,
hadi eyvallah,,,

Kaçabildiğim en ırak Elalminda.
Yaşasın Ebda...!

Thursday, September 07, 2006

DUA - 2

"Gökleri aralayıp,
güneşi gösteren Allahım.

Ne olur benim hayatımıda arala - güneşimi görmek istiyorum"

09,09,04
Ebda

Ben bu duayı ettiğimin/yazdığımın ertesi günü dularım kabul oldu. Güneşimi ve ardındaki güneşleri gördüm. Bazen şimşekler çaktı göklerde, bazen kısıldı gözler. Kapandı sandık aralığı, yanılmışım.
Ben bir güneş geçtim. Ardını gördüm. Ardıma gömdüm.

Hepinizin Berat Kandili Hayırlı olsun.
Otobüs duraklarını ve oralarda beklemeyi hep sevdim.
Bekleyeceğim ama gelmeyin.

"ALPHAN' IM"

MAŞALLAH Diyerek İzliyoruz, sonra yazıyı okuyoruz...

-Feda edebileceklerimden fazlasını sunuyorum sana.
-Hoşgeldin;
-Bitti dediğimde doğurganlığım, hep bir sonraya erteledi beni yaşam. (Biliyorum sen varsın.) Tenin annenin sütü gibi kokuyor, gözlerini bile açamıyorsun. (Bana en güzel hediyeyi getirdin badem gözlerini süzdürürken çevrende.) Açabilsen gözlerini neler göreceksin kimbilir,?
-İyiki o sığınaktan alelacele çıkıpda gelmişsin. Seni koruyan etten duvarlara elimle ilk dokunduğumda sevdim seni, bağlandım sana. (Korumalıyım seni.) Büyüyeceksin. Gözlerine zarar verenler olacak, düşeceksin etlerin kanıyacak. Bazen kalbin o minik kalp atışların daha da fazla atacak aşk için. Ben geldiğimde nasıl da tekmeliyordun o duvarları nasıl kucağıma gelmek istiyordun bu da onun gibi. Seveceksin sevileceksin.
-Bu, benim sevgim katliam yaratır. Bir nefesine, yok olurum senin için.
-Biliyoruz. Seni kucağıma aldığımda ağladığımı. Yarım yamalak bakışlarını yakaladım. Beni izledin. Seni Seviyorum.
-Bir hayat ellerimin arasında dolaşacak. Güçsüzlüklerine duyarsız kalamayacağım bir hayat.
-Garip. Hiç böyle korkmadım severken.
-Alarayı sever gibi sevemem seni ;) o benimle büyüdü, sen benim dışımda. Fidel benim dışımda.Biliyoruz o geldiğinde de böyle pır pır olacak eteklerim.
-Hoşgeldin Alphan'ım Canım.

Güneşi içinde büyüten tüm peri kızlarına dokunmuş güzellik.

Hoşgeldin.
|Aydınlattın beni...|
SENİ SEVİYORUM,,,

Esen M.
Ebda bir ADA
06,06,04
13;44

Tuesday, September 05, 2006

Aşk-ı Asi ve Aleksis' in Düğününden Kareler,,,(Vol. 2)

Herkez mutlu vay anasını....









Sanki ben atıyorum imzayı az kasılmamışım ;)









Ömür boyu mutluluklar... Sizi seviyorum,!

Aşk-ı Asi ve Aleksis' in Düğününden Kareler,,,(Vol. 1)

Maşallah diyerekten bakalım lütfen..! Tü tüüü tüüüü Maşallah.









Burda gördüğünüz iki kız harici diğerleri kız kurusudur ;)









Gelin çiçeğinden bana kalan parça ;)









Çok pis bakmışız ;) Gördünmü nasıl yayınladığımı eha eha ;Pp

Monday, September 04, 2006

Ne getirdiğimi merak ediyorsunuz değil mi,?(Vol.2)

Merhaba Dostlar,

-Bilmem bilirmisiniz Eylül ayı aşk ayıdır ve ben Eylül ayını çok severim...
-Sabah uyandım. Koca bir bardak suyu devirdim, uyandımmı yaptığım ilk iş bir bardak su, sonra yüzümü yıkamak. Terminal otobusunu kacırdım. Tam üç vesait değiştirerek Terminale ulaştım. Otobüsteyim ve yıllar sonra İstanbula gidiyorum. Ve her yerde bir tanıdık bulma huyum (çok tanınmış birisi olduğum burdan anlaşılıyor ;P) yanımda ösnur'un üniv. den hocasıyla ösnur'u çekiştire çekiştire geçti ;)
-Ataşehirde Kuzikam (Kuzenim) karşıladı beni. Canım kocaman olmuş ;Pp Göztepe kavşağına geldim ve teslimatı gerçekleştirdiler. Şimdi crato ve ben düğün arabasında fiyk atıyorus ;) Geldim kofördeyim. [Koförler, saçlarda fönler, tırnaklar, yüz bakımları zart ve zurtlar pek ayar olduğum durumdur. Ben koföre gittiğimde kadınları kocalarına sevgilileri sevgililerine fişekleyip çıkıyorum ;)]
-Veeeee Aşk-ı Asi canımın içi Ayşem dünya güzelim. Nasıl güsel bir gelin yüzü bu yüz. Hafızamndan silinmeyecek bir ifade bu ifade. (Belkide beni gördüğündeki özlediğindeki ifadedir olabilir ;))
-Ne demiştim ben heryerde birine rastlarım, bir ortaklığı bir tanışlığı bulurum. Koför çalışanları ve sahipleri ile aynı köyden (ikizdere - komes) çıktık. Bir muhabbet bir muhabbet. Bir baktım herkes cevremde. Madem hemserisin fönünü iyi cekelim. ehehe peki ;) Mesela galya evlendiginde de o koföre gitcem ben. otherside evlendiğinde de ;)
-Koförden çıktım kornaya bastık. Aman Allahım nasıl bir şehir bu. Arabanın önüne atlıyorlar. Canlı Canlı haberleri seyrettim. Tırs tırs korktum ön koltukta. Bu ne ya canım Bursam, Güzel İzmirim dedim kendime. Kimse beni bu şehirde yaşamaya ikna edemez. Kaybolma potansiyeli yuksek biriyim de onun için ;) Bundan kaç yıl önce Bursada kaybolmustum ;) Artık kaybolmam Bursayı biliyom ;)
-Damat bey rizeliler efendim. Bu memlekette karadenizli çok ;) Aleksis lerin evindeyiz. Ben aç tabi. Ne bulduysam yedim. Zaten ne bulursam yerim ben. Yemek ayırt etmem. (Yumurta ve Lahana hariç, bunlarıda kokuları için yiyemiyorum. Afedersiniz uzun bir burnum var eha ehahe, kokuya karşıda tiksintim ;Pp, bide teri güzel kokan bedenleri çok severim;))Birde evdeki 18 kiloluk japon balıgı ifadeli o minik begegi sevmek icin kaldırdıgımda göbegimi düşürdüm yada kaydırdım ki hala ve hala göbegim acıyor.
-Düğün salonuna gidene kadar dondum, korktum. Bir ara yavuz pencereyi açtı, anacımmm kaç tane el içeri girdi ay ben orda tırs tırs nası kapadığımı sasırdım.;) Sonra e5 trafigini gördüm. Yazık size ey istanbullular, yazıkki ne yazık. ;) düğün salonundayız. Bana bozuk para verinnnnn tuvalete girmem lazım.
-Düğün pastası, Ayşe, Aleksis, Işıklar ve duyduğum o hoş parça Bir sana bir de bana... Efendim bendenizde gelinin nedimesiydim damadın sağdıcıyla dans ettim. Sonra horon ettik. Sonra Dans ustası Kısa-Camel sıradan dansa aldı bizi, işk zıra benim ben uzaklardan taaaa uzaklardan geldim. Onun gibi dans edemedim ama bir şekilde uydurdum... Kesinlikle öğrenmek istiyorum bendeeee..Birde ne öğrendim biliyormusunuz; ben bilmem, ben oynayamam diyenden korkacaksın anacım. Şu othersideyi oynatacaksın abiler ablalar hatun eteklerini tuta tuta oynuyor bir oyana bir buyana.;) Galya nın sakin görünüşlü bir abla olduğunu sanırdım yanıldım, hemde acayip yanılmışım. Çıldırmışın 2 katı yahu bu. Carato nun öyle durduguna bakmayın adamda her telden var, oynuyo yahu. Gerçi damadımızı gecemes ama oynuyor ;Pp
-OFG geldi hemde yanında yabancı ve sakar sevgilisiyle ;) Ardındannnnnnnnnnn assolistimiz Kısa-Camel de teşrif ettiler ;) Amanın bu ne abuneeee,? Hiç değişmemiş yahu adam. İnsan yaşlanır değilmi biraz. Yok maşşallahı vardı. Ne diyoruzzzz: Allah sahibine bağaşlasın efendim ;Pp
-Ayşem cicegini attı, cicege elledim ama çiçek fadimenin kucagına gitti tühhh be anasını. Neyse ucundan bir tane kopardım be onu sahibine getirdim ;) Yani fadime benden önce evlenemessen artık çiçeğin hakkını verememiş olacaksın ona göre ;)))
-Hadi hoppidi hoppidi oynadık, Sarıldık sarıştık fotolar cektık. Pastamızı yedik, gazozumuzu içtik. Eeee saat geç oldu kalkalım artık biz. Bursaya dönmem lazım benim ;)Birbirimize sarıldık, hoşçakal dedik. Gelin ve Damat ı bırakıp gittik mi orhersidenin arabaya. Otherside, Rose, Galya, Aglaya, Ebda... Aglaya sevgilisiyle gitti. Kaldıkmı dört kız. Üstümüzde hiçbirimizin kendini içinde ait hissetmediği giysiler. Ve biz otoparkta o giysileri cıkartıp kot, tisört, spor ayakkabı yaptık. Vınnnnn, Ben baktım kızlar kimse görmedi ;)))))) Görmemiştiler ama artık duydular eha heaheh ahhea ;)
-Avrupadayız artık. Hadi Rose seni "Gay Bar'a" götürelim. Evet evet gidelimmmmmm Bende görmek istiyorum. Othersidecim senin yorumlarını okumustum saten.;) Ve baktım ki Galyada geliyor. Demekki deniz durgun olsada dalgalanıyor. İçimden diyorumki eyvah bir imajım var oda elimden gidecek.(Gitti ühühüh ;P) Mekanın adı Otherside Taksimde zihni sinir projeleri satılan dukkanın ordan yukarıda. Kapıda gülmek isteyen ama gulemeyen ve 3 kisiden fazlasını asansöre almayan bir delikanlı. -Otherside beni göstererek diyorki Bu sıfır beden binebilir. [Doğru gecen gün kendime ciddi ciddi sıfır beden bir etek aldım. Bu öglen gülcinle tartışıyorus. 40 beden üstü obez bedenidir. 40 beden şişko bedenidir. 38 beden balık etli bedenidir.(Gülçin 38 giyiyor da balık etli dedim diye kızdı herhalde iyi ama anacım senin bir oğluşun var ve maşşallah mis gibide balık etlisin. Hiç kızma bana, ben senin tüy siklet hallerinide bilirim.) 36 beden normaldir, idealdir. (Aslında 36 ve 38 beden iyidir güzeldir.) 34 beden zayıftır çok zayıftır.(Ben 34 giyiyorum, ama bazen oyle bir pantol denk geliyorki kesimi kalıbı 34 alırsan zıptırı oluyor 36 alıyorsun cok yakısıyor. o yuzden ben 35 beden giyiyorum ;Pp) 32 beden de vardır. Bu nasıl bir bedendir. Şimdilerde sıfır beden diye bahsedilir. Aman Allahım kimsecikler buna özenmesin. Zayıflık çirkinliktir, başka birşey değildir. Zayıflayarak güzel olunmaz.. Ve bana bakmayın benim derdim kederim çok yedikçe kilo almayan kırk yedi kiloluk, bir altmış sekizlik biriyim. Benim kadar çalışıp, bu kadar sorumluluğu olan kimse rahat edemez. Zaten ezeliyatım belli hep zayıf bir insandım. Mide tedavisinde aldığım kortizonlu serum ve ilaclar la aldığım kiloları saymıyorum o Esen ben degildim zaten. Neyse sadece gelelim 38 beden balık etli bedendir. eha heha heha Gülçincin kızma sakın ;P]aaaa nerde kalmıştım Asansörden iki iki cıktık. Ve ordayız. İçeri girdim iki tane abi birbiriyle öpüşüyor dakka bir ilk şok ;)Yaa çok garip.
Neyse bir masa ayarladık, Oleyyy Miler varmış cok severim. vokta redbul da denememiştim başarılı. Ve ve neler oluyor Galya beni kargasanın göbegine cekti evet. Evet ortadayız. Dünyanın merkezi olduğunu sanar ya insan bazen. Evet, orta tam ortada duruyordum. Olağanca çılğınlığımla hakim olamadığım reflekslerimle dans ediyordum. Ara sıra gözlerimi açıyorum, Fadimenin yanında bir abla memelerini titretiyor. Kıskandım onu maşşallahı vardı ;) eh ahehahae. Çok rahat bir ortam diledigimce dans edebiliyorum. Hiç bir bakış beni rahatsız etmiyor. Ortamda çekişmeli bakışmalar yok. Ayy saçın ne alemde diye sormuyorum çünkü gösteri yapmıyorum ki. O gece seyirlik olmayacaktım, ama oldum.. Bir vakit ne kadar merkezde dans ettim hatirmalıyorum. Dans platformuna cıktım. Galyayıda cektım yanıma. Evet ordayım.. Alanyadan tecrübeliyim, buranın nasıl koktugunu biliyorum. Hayatta herşeyin bir kokusu vardır. Nefretin, sevginin, isteğin, arzunun, dans pistinin.... herşeyin. Orda adının kaan olduğunu soyleyen gay de yanımda dans ediyorus. Anacım ben de kalca sallarım göbek kıvırırım amma velakin bu dehset durdum onu alkısladım. Kendisiyle cok cok sevdigım affedersin sarkısına klıp bıle cektık. Resmen intikam aldım. Anlatamam nası çıldırdıgımı. Zaten beni bir görseniz bir de pistte görseniz. Yani Her zaman bilinen "Esen Hanım" lığımdan eser kalmadı. Şimdi, bayılıyorum bu halime. Aslında insan her koşulda aynı. Aynı şeylerden her yerde nefret edebiliyor. Ama birde ortama ayak uydurmak ve eğlenmeyi bilmek var. Canımın istediği her şey benim için en kıymetli. Hiç kasmam kendimi, rahat biri olmuşumdur bu yüzden.
-Abicim gittigimiz yer gay bar. Adam iki dakka önce adamin yanagını yalıyor, sonra bakıyorum yanımda bitmiş. Bendekide oyle rahatlık ki; ,ipnemisin,? yok cinsel tercihin ne,? demin adam yalıyan abi simdi yok ben ipne degilim, eglenmeye geldim. ulan ben galyayı yalıyormuyum. yani kime sorsam ibne degil di o gece. ve yanıma hangi ibne geldiyle cok farklısın yaaaaaaa (birde uzatıyorlar işaret parmaklarıyla yanagını bastırarak), çok güzel gülüyorsun,, gerçek aşkı burda bulacagımı dusunmemiştim, nulur numaranı ver. Lan manyak mıyım ben. Demekki halk arasında ibnelik yapma olum deyimi burdan geliyor, canım cicim ayağı göt ayagı. Tastiklemiş olduk ;) Eğlenmeye geldim ben evlenmeye gelmedim. Hem benim sol elimde tek taşım yanındada alyansım var. Buda ne oluyor. Bu saftarozlar ibibikleniyor yanımda Othersidecim erkek savar gibisin maşşallah. Demekki öğrenecek çok sey var. Gece 5 arabası ile bursaya döndüm.

-Ağzınızdan çıkanlara dikket edin. Bir gece. İşim ateşle bütünleşmişken. Bir laf çıktı ağzımdan. Ve şimdi seyrediyorum... Celal'in dediği gibi. "Nefrete sevgiden çok daha güvenirim çünkü sahtesi olmaz..." Haklı bir laf. Lakin içimde zerre kadar nefretim yok hiç bir canlıya. Gördüm ki, birisi benim hakkımı haksız yere yediyse burnundan geliyor. Ve birisi beni haksız yere üzdüğünde canı yanıyor. Kimsenin hakkı öteki tarafa kalmıyor, seyirlik oluyorlar gözümüzün önüne, seyrediyoruz. Kimse öteye hak bırakmıyor. Bir gün çok içten ağladım bir laf ettim şimdi seyrediyorum. Allah yardımcımız olsun.
-Hepimizin...

Friday, September 01, 2006

Kişilik testi yapalım, durumumuzu değerlendirelim... ;)

Merhaba Dostlar, Bu mail bugün geldi bana. Bende sıkıldım hep biraz biliyormusunuz, çeşit olsun istedim. Sizleri teste tabi tutayım dedim. Bakayım nasıl bir kişiliğiniz var ;) Gerçi kişiliğimi bu test ele verdiyse yandım ki ne yandım ;) Benden balta sapı olmaz... Neyse ya azıcık eğlenelim. Testin cevaplarını nulurrrr yazın çünkü hangi kişilikler merak ediyor yazdıklarımı bende bunu merak ediyorum ;)

Başlıyoruz....

Size uygun olan resmi seçin sonra aşağıdaki açıklamasını okuyun, Yukarıdaki resimler psikologlar tarafından ortaya çıkarılmış. [Ebda anlatıyor; psikolog dedide aklıma komik bir şey geldi. Yani ben çok gülmüştüm. Benim bebelik bir kardeşim var, yani beraber büyüdüğüm bir arkadaşım. Adı rafet, komşu oğlu Rafet. O naptıysa bende ona uydum, beraber karınca da yedik, kumda taşda. Dedimya erkek fatma bendim ;Pp Mor kurdale çetesinin kurucusuda bendim. eha hahehahe, Ahh Deli Ayten nabıyordur simdi trabzonlarda. Neyse konu dagılacak. işte bu Rafetin annesi var Fatma Teyzem. Çok sever beni bende onu. Sen beni iyileştiriyorsun der yanına her gittiğimde. Kolaymı benı sırtında hastanelere taşımış kadındır Fatma teyzem. Fatma teyzem bir gün cama vuruyor Ayşeee (Anneme sesleniyor) aç kapıyı. Annem de içerden sesleniyor, ne oldu Fatma. Fatma teyzem bagırıyor. Ayşe psikiyatrim bozuldu. Ben iptal oluyorum elimde kumanda, cips tabağı yerde. Annem cevap veriyor dur Fatmam dur açtım kapıyı. Annem bana sesleniyor cabuk bize iki kahve yap konuscaz Fatma teyzenle. Demekki Fatma teyzemle Annemin sürekli psikiyatrileri bozuluyor ve onlar bu şekilde anlaşıyor. eha eha ehahehaheha ;))))] Defalarca test edilmiş, şekiller ve renkler değişerek bugünkü halini almış. Hangi resim size yakın geliyorsa seçin, 9 ana karakterden hangisi size uyuyor bulun.


Evet seçiminizi yaptınız. Şimdi sıra cevaplarda...

1 . İçedönük - Hassas - Kolay etkilenen Kendinizle ve çevrenizle ilgili düşüncelere etrafınızdaki çoğu kişiden daha sık ve daha derin bir şekilde dalıyorsunuz. Üstünkörü hareketler ve konuşmalardan nefret ediyorunuz. Geyik muhabbeti yapmaktansa yalnız kalmayı tercih edebiliyorsunuz. Ama yakın arkadaşlarınızla olan ilişkileriniz o kadar kuvvetli ki bu da size ihtiyacınız olan uyumu ve gücü getiriyor. Yine de yalnız başına kalmaktan hiç sıkılmıyorsunuz.

2. Özgür - Geleneklere karşı - Tutulamayan Kendinizi geliştirmenizi sağlayacak özgür ve kimseye bağlı olmayan bir hayat peşindesiniz. Hobilerinizde ya da işinizde sizi başarıya ulaştıracak yeteneklere sahipsiniz. Bağımsızlığa olan düşkünlüğünüz bazen sizden beklenilenin tam tersini yapmanıza neden olabiliyor. Öyle her gördüğünüz şeye üzerinde düşünmeden uyacak tiplerden değilsiniz. Aksine kendi fikirleriniz doğrultusunda gitmeyi yani akıntıya karşı kürek çekmeyi seviyorsunuz.

3. Dinamik - Aktif - Dışa dönük İlginç ve çeşitli işlere girebilmek için risk almaktan kaçınmıyorsunuz. Rutin bir hayat sizi etkisiz hale getirebiliyor. En çok sevdiğiniz şey tüm olaylarda başrol oynamak. Aslında olayları başlatan kişi de siz oluyorsunuz.

4. Ayakları yere basan - Dengeli - Uyumlu Komplike olmayan ve doğal bir yaşamı, bir aşkı ve işi amaç edinmişsiniz. İnsanlar size saygı duyuyor çünkü sizin ayaklarınız öyle bir yere basıyor ki herkes sizden destek alıyor. Siz de bu insanlara güven sağlamayı biliyorsunuz. Çok sıcak ve insancıl olarak tanınıyorsunuz. Basmakalıp ve çok abartılı olan herşeyi reddediyorsunuz. Modanın getirdiği yeniliklere de bağlı değilsiniz. Aksine, sizin için giyim pratik ve rahat olmalı.

5. Profesyonel - Pragmatik - Kendini tanıyan Hayatını eline alıp şansını kadere bırakmak yerine yaratmayı sevenlerdensiniz. Problemlerinizi pratik ve karışık olmayan yöntemlerle çözüyorsunuz. Günlük hayatınızda gerçekçi olmayı tercih ediyorsunuz. İşte ise herkes sizi sorumluluk sahibi olarak tanıyor. Sizin kendinize olan güveniniz sayesinde etrafınızdakiler de sizden güç alıyor. Fikirlerinizi uygulamaya koyana kadar rahat edemiyorsunuz.

6. Barışçıl - Tedbirli - Agresif olmayan Anlaşması kolay bir insansınız. Kendi özel hayatınıza ve özgürlüğünüze düşkün olduğunuz için de arkadaşlarınızı pek yormuyorsunuz. Bazen hayatın anlamını düşünmek ya da kendi kendinize eğlenmek için her şeyden uzaklaşıp yalnız kalmak istiyorsunuz. Bu yüzden de kaçabileceğiniz güzel mekanlar nerede biliyorsunuz ama siz yalnızlık düşkünü bir insan da değilsiniz. Sadece hayatın size vermiş olduklarını takdir eden,dünyayla barışık bir insansınız.

7. Dikkatsiz - Oyunsever - Neşeli Spontane ve özgür bir hayatı seviyorsunuz. Hayata bir kere gelinir ilkesinden yola çıkarak dolu dolu yaşamayı istiyorsunuz. Çok meraklı ve her yeni şeye açık bir insansınız. Tüm değişikliklerin sizi büyüttüğüne inanıyorsunuz. Bağlı kalmak kadar sizi sıkan bir şey yok. Sürpriz yapmaktan ve sürprizlerle karşılaşmaktan çok hoşlanıyorsunuz.

8. Romantik - Hayalci - Duygusal Çok duygusal bir insansınız. Olayları gerçekçi tarafından görmeyi reddediyorsunuz. Sizin için duygularınızın size söyledikleri önemli. Ayrıca yaşamda hayallere yer olması gerektiğini savunuyorsunuz. Romantizmi reddeden ve her şeyi akılcı bir yolla çözmeye çalışan insanlarla anlaşamıyorsunuz. Hayallerinizi, duygularınızı sınırlayacak her şeyi reddediyorsunuz.

9. Analitik - Güvenilir - Kendinden emin Hayatınızı insanların gözden kaçırdığı küçük değerli taşlarla doldurmayı seviyorsunuz. Bu nedenle kültür sizin hayatınızda önemli bir yer oynuyor. Yine de siz şık ve zarif duygularınızın çevreden etkilenmemesini sağlıyorsunuz. Sizin için zarif ve görgülü bir hayata sahip olmak çok önemli. Ve yine aynı tarzdaki insanlarla birlikte olmayı tercih ediyorsunuz.


Test Bitti....

Nasıl bir kişiliğinizi öğrenmede yardımcı oldumu test bilmem ama benim için üstüne bastın durumu oldu. Cevabımı soyleyeyım ben ikinci(2.) şekli begendim di ;)
Bugünlerde psikiyatrim bozuk affedin beni ;)

Kime ne,?

Gönlümde taş, sevgin üç kuruşluk,
Cimridir gözlerim zorlasan ağlamaz, kime ne?
Dostlar kısa bir sürelik çünkü vefasızlık diz boyu,
Anlatmam derdimi canım istemez, kime ne?

Kime ne karman çorman hayatımdan,
Kime ne yalan dolan masallarımdan,
Kime ne yavuklumdan, sevdalımdan,
Ben mutluysam!


Bir kadeh şarap, bir nefes duman,
Bir sıcak bakış bana yeter,
Bir kadeh şarap, bir nefes duman,
Bir sıcak bakış bana yeter, bana yeter...


Kime ne? / Özlem Tekin

**Bayılırım bu şarkıya, zaten özlem ablayı tek geçerim***

Thursday, August 31, 2006

Çekimser

Bury Me Deep Inside Your Heart - HIM

Let me wake up in your arms
Hear you say it's not alright
Let me be self dead and gone
So far away from life
Close my eyes
Hold me tight
And bury me deep inside your heart
All I ever wanted was you, my love
You...all I ever wanted is you, my love
Your're all I ever wanted, just you
Let me never see the sun
And never see your smile
Let us be so dead and so gone
So far away from life
Just close my eyes
Hold me tight
And bury me deep inside your heart
All I ever wanted was you, my love
You...all I ever wanted is you, my love
You're all I ever wanted, you, oh my love
You're all I ever wanted, you, my love
That's the way it's always been
My heart stops beating only for you Baby
Only for your loving
All I ever wanted was you, my love
You...all I ever wanted is you, my love
You're all I ever wanted, you, oh my love
You're all I ever wanted, you, my love

Bury Me Deep Inside Your Heart - HIM

Gelin çiçeğiydim, gelinciktim,

Önce izledim sonra yazdım,,,
Sevgili Dostum albatRoz a itafen..!

Çocukluğum gelincik tarlasını andıran bahçelerde gecti,
agaçlarla düşüp kalktım,
bahcelerde yaktıgım ateslerde patlıcan kozletıp patates pısırdım.
başbelası bir kız cocuguydum.
çocuklugum gelincik ve papatyaların bol oldugu bahcelerde gectı.
agaçları sallar dutlar toplardım.
dur agaclarına tırmanır asagı duserdım.
gelinciklerden dudaklarıma ruj yaptım cocukken, bir daha hıc solmadı kırmızılıgı.
cocukken ben başbelası bir cocuktum.
cevız agacından dusup eli bile cizilmeyen,
ceviz kabuklarından tırnaklarıma oje yapardım,
anlasıldıgı uzere kadın her mevsımınde kadındı,
incir agacından kargayla inadım yuzunden dustum ve kalktım.

ben dusup-kalkarım
ne elim kanar ne bacagım,
nede canım yanar.
dorduncu kattan asagı atladıgımdada asıl nıyetım yukarıdakı telefon tellerıne vurmak asagıdakı kum bırıkıntısıne vucudumu bırakmaktı.
asvalta dustum ve gene kalktım.
ve merdıvenlerden gene yukarı cıktım tekrar denemek ıcın.

papatları sevdım,
gelincikleri sevdim.
bir demet papatya arasına sıkıstırılmıs gelincik olmak istedim hayatta,
yani herhangi biri icin dunyalara bedel,
olamadık...

ve ben düştüm-kalktım.
hiç canı acımamak nasıl bir durumdur anlamadı kımse.
olanca adilikleriyle atıldılar,
onlar bana carptı, ben dustum, onlar yuvarlandılar.
ben kalktım, onlar öldüler.

düşünce aglamamak..
hep sevdim yukseklere tırmanmayı,
bir dağ yamacında, en sivri kosede esen rüzgarla bir olmayı.
hırçınlıgımı rüzgarda gördüm,
iç ısıtan ılıklığımıda rüzgarda gördüm.
gözlerimde bir dünya kurdum..
bakanın gözlerini yaşartan.
gözlerime bakanın gözleri yasardı,


bende bu gel-gitler olmasa
kim gelirdi-kim gitmezdi...
ben gelinciklerin arasında uyuya kaldım.
dileğim bir daha asla uyanmamak.
sevilmekde böyle bir şey değilmi,?

ben sevilmeyide unuttum,?

aslında biliyormusun,
ben hiç sevilmedim...
cunku canım yanmamaya efsunlu olunca,
ben ne buyuyebildim,
ne büyüyebildim.

papatya tarlasında
erken açmış gelin çiceğiydim.
bende bir gelincik tim.


dudaklarımda taşıyorum geçmişimin mührünü.

Gelin çiçeğiydim, gelinciktim,

Esen MUTİ aka Ebda
10:13
31,08,06



-----------------

albatRoz ' dan gelen cevap niteliğinde mektup,
(11,01,07)

yaa bunca zaman olmuş ben daha yeni girdim de bakıyom, yuh bana..ben de bari video linki koyayım da ortalık şenlensin :))

http://www.youtube.com/watch?v=nB_4C424meo

valla niyetim sadece linki koyup kaçmaktı ama madem geldim ve izledim iki satırda ben yazayım istedim.çok güçlü olduğumu hissediyorum ya severken, karşımda kimse duramazmış gibi oluyor, seviyorum ulan diyesim geliyor, diyorum da, ayyaş aşık modunda.oturup yazılar yazıyorum sonrasında da ahkam kesiyorum, astığım astık kestiğim kestik tadında.öyle değil işte.şu müziği bile duyunca, kendimi tekirdağ yolunda sevdiğimden kaçarken buluyorum.istiklalde bu melodiyi yakalayınca kulaklarım, ben istemeden beynime garip sinyaller gönderiyor ve onu hatırlıyorum yeniden.ne yani sevip de güçlü olmak maharet mi diyorum kendime.fişi çekilmiş mutfak robotu gibi kalakalıyorum, ne kesmeye mecalim var ne de doğramaya.yazdıklarım kendi kendime uyguladığım terapiydi aslında.boşlukta yankılandı çoğu.unutuldu bile hepsi, belki de günyüzü bile görmedi.bize ne bundan.size ne tabii.sevmediyseniz tabii, aşık olmadıysanız ve yaşamı nefes almaktan başka bi şey olarak görmediyseniz.öyle ekran karşısına geçmiş, klavye üzerinde dolaştırıyorum parmaklarımı şimdi.iyi ki sevmişim ulanve iyi ki de seni sevmişim.bırakıp da gidememişim o benim kendi bk yemem.neyse.ben bugun vapura bindim, martıları izledim, mahmutpaşadan kapalıçarşıya çıktım.istanbulu sevdim.üzerine "seni" andım.yaşamaktan onur duyduğum nice kısa andan birisinde sen de vardın, iyi ki de vardın.sağolasın.saygılar.albatRoz.bu video benim sana saygı duruşumdur. son busemdir hüzünlü dudaklarına, son olduğunu çok sonradan anladığım.

Monday, August 28, 2006

Ne getirdiğimi merak ediyorsunuz değil mi,?(Vol.1)

Merhaba Dostlar,

-Makarna salatası yapmayı öğrendim; garniturleri yıkayacam diye çok mıncıklarsan eğer bir kısmısının canı çıkmış olabilir.!!
-Toz almaktan nefret ettiğimi bir kez daha öğrendim; bütün evin koltuğunu, dolabını taşıyayım... Halıları yıkıyayım, bütün gün camları sileyim, veeee en sevdiğim iş herşeyi ütülüyeyim ama nulurrrrrr,,!(burda kendime has hareketim var,,) toz almıyayım.!!
-Cevaplar Kitabına "Ben ne zaman meşhur olucam diye sormayacağım,?" bana "Boşuna uğraşma,,!" diyor ;) Tabiiii o kitap bendeki potansiyeli bilmiyor ;Pp
-Keskin virajlara 90-100 le girersem eger eniştemin bana bir daha arabayı vermeyeceğini öğrendim. Ve gene böyle bir olayda Ablamın, Emelin ve Alphanın böyle bir şoku atlatamayacağını, veeee alanzo olmadığımı;)), keskin virajları alırken gaza değilde frene basmam gerektigini öğrendim... Ama biri beni frene bas diye uyardıgında hiç basmıyorum nedense bunun ikinci ornegi oldu bu ;) İşime karışılmasından hoşlanmam..! ( Bu yolların ustası benim, gözlerimin hastası da sensin ;) )
-Düğün konvoylarının arasında kalırsan eğer çıkmanın güç olduğunu..!
-Yeni Foça nın yollarının ve denizinin cok güzel olduğunu, ahhhhh keşke bir digital fotoğraf makinam olsaydı yanımda..(ama aralığa az kaldı kendime hediye alacam).. Seneye tatil için Foçaya uğrayacağımı...
-Çipura yı bile konuşturabileceğimi ;) ve balık yerken karşımdakileri korkutabileceğimi,,, vay be kıza bak doymuyo dedirtebileceğimi ;) Ve balığı ellerimle yerken keyif aldığımı ;)
-Aslında açıkmadığımı öğrendım, yemek vakti geldigi için digerlerine uyum saglamak için yedigimi öğrendim... Ama boyle olmaması gerektıgınıde, acıkmam gerektigini ogrendım..!
-Alphanın çok komik bir cocuk oldugunu, trapez de hoplarken cıldırdıgını ;)
-Aslında çok neşeli birisi olup da nasıl bu kadar üzüldüğümü buldum. Bazı noktalarda salakladığımı fark ettim. Buna göre davranmak lazım...!
-Ve hayatta sadece heyecanı sevdiğimi öğrendim, yada bunu itiraf ettim kendime... Ben en çok içimdeki heyecanı seviyorum... Bunu söndürmeye çalışan herkezden, herşeyden herkezin huzurunda 'nefret ediyorum'. İsminin anıldığı her yerin özgürlük olduğunu, ve aslında hep gitmeyi uzaklara gitmeyi sevdigimi... Gittiğimde mutlu olduğumu öğrendim. Ve ben bu hayatta 'hiç kimseye ait olmadığımı asla olamayacağımı' öğrendim... Çünkü 'ben hep uzakları çekici kıldım'.
-Ben aşık olduğumda diğerlerinin aşkı gibi bir his olmadığını hissettim hislerimin, bir aidiyet duygusu taşımadığını fark ettim aşkımın. 'Bir hayvan gibi aşık olduğumu gördüm' uzun uzun denize doğru daldığımda gözlerim gördü bunları... Ve şu an tek kelime yalanı bilmeyen kalbim, beynim el ele vermiş parmaklarımdan dökülüyorlar.
-Olup olabileceğim bir kişi oluşuma kaldırın kadehlerinizi dostlar. Bütün bunları 'düşe yaza yaza' öğrendim.
-Burası Elalminda,,! Çünkü çok özgür düşündüm, özgürce yaşadım, özgürce yazdım...

Saturday, August 26, 2006

Wednesday, August 23, 2006

-Bu değişikliği kendim istediğim için yaptım,,!

Tek düşmanı zamandır insanın. Kimse savaşamaz onunla, cesaret edenlerin hepsi unutulmuştur bir yerlerde... (Belki şu an gene yanlış bir şeyler yazıyorum, hukukumda var anlaşılması güç olmak.)

Zaman basit bir öç alır hayattan aslında. Bizlerde hayatımız boyunca nasibimizi alırız bu öfkeden. Zaman saymakla ve beklemekle bitmez.

Zaman taşı çatlatırda dokunamaz sabra,!

Sabır zaman gibi aç gözlü değildir o yemez, yutar,! Gelip geçenler onun öfke ve kinle beslendiğini kocaman dişleri olduğunu uydururlar uyumayan çocuklara. Ama ben biliyorum gerçeği bu yüzde büyük gözlerim, kulaklarım. Ben bir taş attım sabrın mahremine, şimdi sıramı bekliyorum...(Soruyorum kendime; Seni yeniden yazmaya sabrım varmı,? Ve ben bu sabra sahipsem zaman bize neler sunacak,? ben bunu kestiremiyorum. Bu gece beni yanlız bırakmak çok tehlikeli, korkuyorum...)

(Ne olur yanlız bırakma bu gece beni. Korkuyorum, ya seni, beni, bizi terk edip gidersem,,, bir daha zaman vermeyecekler duydum..!)

Ellerime uzanabilsen keşke.

Bu gece açık seçik yatağa uzandım, açık seçik bir öykü anlatmak için sana, bana, bize... Bir ifadesi de bu. Bana sarılsanda hissetsen kalbimin atmadığını korkudan titrediğini. Bir yanım gitmeyi hep sevmiştir, ama benimle gelmeni isteyecek kadar da istiyor ve merak ediyorum seni. Bu yüzden hiç bir yere gidemiyorum aslında. Ne olurdu sende bir taş atsan sabrın mahremine de sabredebilsen,! (-Beni asla anlayamayacaksın değil mi,?) Bu gece iliklerime kadar hissettim yanlızlığı, bunu sende hissedeceksin bekliyorum... (Herkez bir şekilde ruhunu arındırıyor bu da benim tercihim-adaletim farklı...;))

Friday, August 18, 2006

ÖLÜMLÜ


Dünkü aklın bugün yetmez
Yarın bambaşka bir dünya
Bir sen var o hiç değişmez
Gerçeklerin hep farkında

Yolyakınken düşün biraz
Bir nesildik beraberce
Bir Adım git bir Adım gel
Kaç yıl kaldı önümüzde

Gör artık gör artık anla
Ölümlü, ölümlü bu dünya


Düşman olmak mertlik değil
Korkaklığın iradesi
Kurnazlık marifet değil
Aptalların tesellisi


Pişmanlığa tercih etme
Geçmişteki hataları
Yalnız gözyaşların yıkar
Ruhundaki günahları


Gör artık, gör artık, anla
Ölümlü, ölümlü bu dünya
Gör artık, gör artık anla
Savaşma artık hayatla

Çok yoruldun, otur biraz
Misafirsin bu alemde
Etrafını seyret biraz
Fazla kalmazsın belki de

Doğru yanlış, gerçek yalan
Farketmiyor aslında
Dünya döner geçer zaman
Hiçbir şey kalmaz ardında

ÖLÜMLÜ - PENTAGRAM

Tuesday, August 15, 2006

Kıskanıyorum ve Yorumsuzum

Arkadaşlar, dostlar için için kıskanıyorum şu kim olduğu belli olmayan sevdalıları. Sevgilileri için hazırlanmış o güzel teklif için harcanan onca emeği. Taktir ediyorum sizi.

Bir aralar www.zerkinteklifivar.com vardı. Görseniz çok şahane bir siteydi. Sorular souluyor ve cevap vermesi bekleniyordu Hayır diyemiyorsun hepsi Evet. Yanlız bu sitenin sahibi ve teklifin gittigi adreste arkadasımdı tanıdığım için, bildigim için çok eğlenceli bulmuştum. Bu işin sonucu olumsuz oldu gerçi ama olsun.. -içinde kalmadı-

Şimdide http://eliffevlenbenimle.blogspot.com/ bu site gözüme çarptı. Hatta site sahibinin hazırladıgı banner ler dikkatini çekti, ve siteme ekledim. Bu meçhul şahısları merak etmekteyim. Düşünsenize bunun bir akım olabilecegini eliff in yerinde olmak isterdim ;) Birsürü site de blog kardeşinde bu banner. Tasarımcıyı tebrik ediyorum. Eliff evlen onunla,!

Eliff evlen onunla...

Tabi ki hayat ve seçimler bizim elimizde. Herkez mutlu olmak ister. Bazen mutlu ettiğini düşündüğün seni en çok üzen olabilir. Mutluluk bir insan eli diyordu Al yazmalımda.
Bende öyle diyorum ki: Mutluluk sarılmak birisine...

Bu kadar düğün, evlenme teklifi arasında bakarsınız size Nisan bir yaparım dostlar. Benim sağım solum belli mi olur ;)
Bir dostun dedigi gibi "buda senin bi kaç ay sonraki halin :))
gelin olmuş gidiyoorsuuuuuun
bana vedaaa ediyorsuuuuunn
:p"
-hatırlarmı acaba bu fidel li maili-

Söylenecek çok söz yok aslında, gözlerimden gözükür her şey çünkü dilimin inkarıdır bazen bakışlarım...

Deliliğe vurdum dostlar kendimi...

Yorumsuzum...