Thursday, August 31, 2006
Bury Me Deep Inside Your Heart - HIM
Let me wake up in your arms
Hear you say it's not alright
Let me be self dead and gone
So far away from life
Close my eyes
Hold me tight
And bury me deep inside your heart
All I ever wanted was you, my love
You...all I ever wanted is you, my love
Your're all I ever wanted, just you
Let me never see the sun
And never see your smile
Let us be so dead and so gone
So far away from life
Just close my eyes
Hold me tight
And bury me deep inside your heart
All I ever wanted was you, my love
You...all I ever wanted is you, my love
You're all I ever wanted, you, oh my love
You're all I ever wanted, you, my love
That's the way it's always been
My heart stops beating only for you Baby
Only for your loving
All I ever wanted was you, my love
You...all I ever wanted is you, my love
You're all I ever wanted, you, oh my love
You're all I ever wanted, you, my love
Bury Me Deep Inside Your Heart - HIM
Hear you say it's not alright
Let me be self dead and gone
So far away from life
Close my eyes
Hold me tight
And bury me deep inside your heart
All I ever wanted was you, my love
You...all I ever wanted is you, my love
Your're all I ever wanted, just you
Let me never see the sun
And never see your smile
Let us be so dead and so gone
So far away from life
Just close my eyes
Hold me tight
And bury me deep inside your heart
All I ever wanted was you, my love
You...all I ever wanted is you, my love
You're all I ever wanted, you, oh my love
You're all I ever wanted, you, my love
That's the way it's always been
My heart stops beating only for you Baby
Only for your loving
All I ever wanted was you, my love
You...all I ever wanted is you, my love
You're all I ever wanted, you, oh my love
You're all I ever wanted, you, my love
Bury Me Deep Inside Your Heart - HIM
Gelin çiçeğiydim, gelinciktim,
Önce izledim sonra yazdım,,,
Sevgili Dostum albatRoz a itafen..!
Çocukluğum gelincik tarlasını andıran bahçelerde gecti,
agaçlarla düşüp kalktım,
bahcelerde yaktıgım ateslerde patlıcan kozletıp patates pısırdım.
başbelası bir kız cocuguydum.
çocuklugum gelincik ve papatyaların bol oldugu bahcelerde gectı.
agaçları sallar dutlar toplardım.
dur agaclarına tırmanır asagı duserdım.
gelinciklerden dudaklarıma ruj yaptım cocukken, bir daha hıc solmadı kırmızılıgı.
cocukken ben başbelası bir cocuktum.
cevız agacından dusup eli bile cizilmeyen,
ceviz kabuklarından tırnaklarıma oje yapardım,
anlasıldıgı uzere kadın her mevsımınde kadındı,
incir agacından kargayla inadım yuzunden dustum ve kalktım.
ben dusup-kalkarım
ne elim kanar ne bacagım,
nede canım yanar.
dorduncu kattan asagı atladıgımdada asıl nıyetım yukarıdakı telefon tellerıne vurmak asagıdakı kum bırıkıntısıne vucudumu bırakmaktı.
asvalta dustum ve gene kalktım.
ve merdıvenlerden gene yukarı cıktım tekrar denemek ıcın.
papatları sevdım,
gelincikleri sevdim.
bir demet papatya arasına sıkıstırılmıs gelincik olmak istedim hayatta,
yani herhangi biri icin dunyalara bedel,
olamadık...
ve ben düştüm-kalktım.
hiç canı acımamak nasıl bir durumdur anlamadı kımse.
olanca adilikleriyle atıldılar,
onlar bana carptı, ben dustum, onlar yuvarlandılar.
ben kalktım, onlar öldüler.
düşünce aglamamak..
hep sevdim yukseklere tırmanmayı,
bir dağ yamacında, en sivri kosede esen rüzgarla bir olmayı.
hırçınlıgımı rüzgarda gördüm,
iç ısıtan ılıklığımıda rüzgarda gördüm.
gözlerimde bir dünya kurdum..
bakanın gözlerini yaşartan.
gözlerime bakanın gözleri yasardı,
bende bu gel-gitler olmasa
kim gelirdi-kim gitmezdi...
ben gelinciklerin arasında uyuya kaldım.
dileğim bir daha asla uyanmamak.
sevilmekde böyle bir şey değilmi,?
ben sevilmeyide unuttum,?
aslında biliyormusun,
ben hiç sevilmedim...
cunku canım yanmamaya efsunlu olunca,
ben ne buyuyebildim,
ne büyüyebildim.
papatya tarlasında
erken açmış gelin çiceğiydim.
bende bir gelincik tim.
dudaklarımda taşıyorum geçmişimin mührünü.
Gelin çiçeğiydim, gelinciktim,
Esen MUTİ aka Ebda
10:13
31,08,06
-----------------
albatRoz ' dan gelen cevap niteliğinde mektup,
(11,01,07)
yaa bunca zaman olmuş ben daha yeni girdim de bakıyom, yuh bana..ben de bari video linki koyayım da ortalık şenlensin :))
http://www.youtube.com/watch?v=nB_4C424meo
valla niyetim sadece linki koyup kaçmaktı ama madem geldim ve izledim iki satırda ben yazayım istedim.çok güçlü olduğumu hissediyorum ya severken, karşımda kimse duramazmış gibi oluyor, seviyorum ulan diyesim geliyor, diyorum da, ayyaş aşık modunda.oturup yazılar yazıyorum sonrasında da ahkam kesiyorum, astığım astık kestiğim kestik tadında.öyle değil işte.şu müziği bile duyunca, kendimi tekirdağ yolunda sevdiğimden kaçarken buluyorum.istiklalde bu melodiyi yakalayınca kulaklarım, ben istemeden beynime garip sinyaller gönderiyor ve onu hatırlıyorum yeniden.ne yani sevip de güçlü olmak maharet mi diyorum kendime.fişi çekilmiş mutfak robotu gibi kalakalıyorum, ne kesmeye mecalim var ne de doğramaya.yazdıklarım kendi kendime uyguladığım terapiydi aslında.boşlukta yankılandı çoğu.unutuldu bile hepsi, belki de günyüzü bile görmedi.bize ne bundan.size ne tabii.sevmediyseniz tabii, aşık olmadıysanız ve yaşamı nefes almaktan başka bi şey olarak görmediyseniz.öyle ekran karşısına geçmiş, klavye üzerinde dolaştırıyorum parmaklarımı şimdi.iyi ki sevmişim ulanve iyi ki de seni sevmişim.bırakıp da gidememişim o benim kendi bk yemem.neyse.ben bugun vapura bindim, martıları izledim, mahmutpaşadan kapalıçarşıya çıktım.istanbulu sevdim.üzerine "seni" andım.yaşamaktan onur duyduğum nice kısa andan birisinde sen de vardın, iyi ki de vardın.sağolasın.saygılar.albatRoz.bu video benim sana saygı duruşumdur. son busemdir hüzünlü dudaklarına, son olduğunu çok sonradan anladığım.
Sevgili Dostum albatRoz a itafen..!
Çocukluğum gelincik tarlasını andıran bahçelerde gecti,
agaçlarla düşüp kalktım,
bahcelerde yaktıgım ateslerde patlıcan kozletıp patates pısırdım.
başbelası bir kız cocuguydum.
çocuklugum gelincik ve papatyaların bol oldugu bahcelerde gectı.
agaçları sallar dutlar toplardım.
dur agaclarına tırmanır asagı duserdım.
gelinciklerden dudaklarıma ruj yaptım cocukken, bir daha hıc solmadı kırmızılıgı.
cocukken ben başbelası bir cocuktum.
cevız agacından dusup eli bile cizilmeyen,
ceviz kabuklarından tırnaklarıma oje yapardım,
anlasıldıgı uzere kadın her mevsımınde kadındı,
incir agacından kargayla inadım yuzunden dustum ve kalktım.
ben dusup-kalkarım
ne elim kanar ne bacagım,
nede canım yanar.
dorduncu kattan asagı atladıgımdada asıl nıyetım yukarıdakı telefon tellerıne vurmak asagıdakı kum bırıkıntısıne vucudumu bırakmaktı.
asvalta dustum ve gene kalktım.
ve merdıvenlerden gene yukarı cıktım tekrar denemek ıcın.
papatları sevdım,
gelincikleri sevdim.
bir demet papatya arasına sıkıstırılmıs gelincik olmak istedim hayatta,
yani herhangi biri icin dunyalara bedel,
olamadık...
ve ben düştüm-kalktım.
hiç canı acımamak nasıl bir durumdur anlamadı kımse.
olanca adilikleriyle atıldılar,
onlar bana carptı, ben dustum, onlar yuvarlandılar.
ben kalktım, onlar öldüler.
düşünce aglamamak..
hep sevdim yukseklere tırmanmayı,
bir dağ yamacında, en sivri kosede esen rüzgarla bir olmayı.
hırçınlıgımı rüzgarda gördüm,
iç ısıtan ılıklığımıda rüzgarda gördüm.
gözlerimde bir dünya kurdum..
bakanın gözlerini yaşartan.
gözlerime bakanın gözleri yasardı,
bende bu gel-gitler olmasa
kim gelirdi-kim gitmezdi...
ben gelinciklerin arasında uyuya kaldım.
dileğim bir daha asla uyanmamak.
sevilmekde böyle bir şey değilmi,?
ben sevilmeyide unuttum,?
aslında biliyormusun,
ben hiç sevilmedim...
cunku canım yanmamaya efsunlu olunca,
ben ne buyuyebildim,
ne büyüyebildim.
papatya tarlasında
erken açmış gelin çiceğiydim.
bende bir gelincik tim.
dudaklarımda taşıyorum geçmişimin mührünü.
Gelin çiçeğiydim, gelinciktim,
Esen MUTİ aka Ebda
10:13
31,08,06
-----------------
albatRoz ' dan gelen cevap niteliğinde mektup,
(11,01,07)
yaa bunca zaman olmuş ben daha yeni girdim de bakıyom, yuh bana..ben de bari video linki koyayım da ortalık şenlensin :))
http://www.youtube.com/watch?v=nB_4C424meo
valla niyetim sadece linki koyup kaçmaktı ama madem geldim ve izledim iki satırda ben yazayım istedim.çok güçlü olduğumu hissediyorum ya severken, karşımda kimse duramazmış gibi oluyor, seviyorum ulan diyesim geliyor, diyorum da, ayyaş aşık modunda.oturup yazılar yazıyorum sonrasında da ahkam kesiyorum, astığım astık kestiğim kestik tadında.öyle değil işte.şu müziği bile duyunca, kendimi tekirdağ yolunda sevdiğimden kaçarken buluyorum.istiklalde bu melodiyi yakalayınca kulaklarım, ben istemeden beynime garip sinyaller gönderiyor ve onu hatırlıyorum yeniden.ne yani sevip de güçlü olmak maharet mi diyorum kendime.fişi çekilmiş mutfak robotu gibi kalakalıyorum, ne kesmeye mecalim var ne de doğramaya.yazdıklarım kendi kendime uyguladığım terapiydi aslında.boşlukta yankılandı çoğu.unutuldu bile hepsi, belki de günyüzü bile görmedi.bize ne bundan.size ne tabii.sevmediyseniz tabii, aşık olmadıysanız ve yaşamı nefes almaktan başka bi şey olarak görmediyseniz.öyle ekran karşısına geçmiş, klavye üzerinde dolaştırıyorum parmaklarımı şimdi.iyi ki sevmişim ulanve iyi ki de seni sevmişim.bırakıp da gidememişim o benim kendi bk yemem.neyse.ben bugun vapura bindim, martıları izledim, mahmutpaşadan kapalıçarşıya çıktım.istanbulu sevdim.üzerine "seni" andım.yaşamaktan onur duyduğum nice kısa andan birisinde sen de vardın, iyi ki de vardın.sağolasın.saygılar.albatRoz.bu video benim sana saygı duruşumdur. son busemdir hüzünlü dudaklarına, son olduğunu çok sonradan anladığım.
Monday, August 28, 2006
Ne getirdiğimi merak ediyorsunuz değil mi,?(Vol.1)
Merhaba Dostlar,
-Makarna salatası yapmayı öğrendim; garniturleri yıkayacam diye çok mıncıklarsan eğer bir kısmısının canı çıkmış olabilir.!!
-Toz almaktan nefret ettiğimi bir kez daha öğrendim; bütün evin koltuğunu, dolabını taşıyayım... Halıları yıkıyayım, bütün gün camları sileyim, veeee en sevdiğim iş herşeyi ütülüyeyim ama nulurrrrrr,,!(burda kendime has hareketim var,,) toz almıyayım.!!
-Cevaplar Kitabına "Ben ne zaman meşhur olucam diye sormayacağım,?" bana "Boşuna uğraşma,,!" diyor ;) Tabiiii o kitap bendeki potansiyeli bilmiyor ;Pp
-Keskin virajlara 90-100 le girersem eger eniştemin bana bir daha arabayı vermeyeceğini öğrendim. Ve gene böyle bir olayda Ablamın, Emelin ve Alphanın böyle bir şoku atlatamayacağını, veeee alanzo olmadığımı;)), keskin virajları alırken gaza değilde frene basmam gerektigini öğrendim... Ama biri beni frene bas diye uyardıgında hiç basmıyorum nedense bunun ikinci ornegi oldu bu ;) İşime karışılmasından hoşlanmam..! ( Bu yolların ustası benim, gözlerimin hastası da sensin ;) )
-Düğün konvoylarının arasında kalırsan eğer çıkmanın güç olduğunu..!
-Yeni Foça nın yollarının ve denizinin cok güzel olduğunu, ahhhhh keşke bir digital fotoğraf makinam olsaydı yanımda..(ama aralığa az kaldı kendime hediye alacam).. Seneye tatil için Foçaya uğrayacağımı...
-Çipura yı bile konuşturabileceğimi ;) ve balık yerken karşımdakileri korkutabileceğimi,,, vay be kıza bak doymuyo dedirtebileceğimi ;) Ve balığı ellerimle yerken keyif aldığımı ;)
-Aslında açıkmadığımı öğrendım, yemek vakti geldigi için digerlerine uyum saglamak için yedigimi öğrendim... Ama boyle olmaması gerektıgınıde, acıkmam gerektigini ogrendım..!
-Alphanın çok komik bir cocuk oldugunu, trapez de hoplarken cıldırdıgını ;)
-Aslında çok neşeli birisi olup da nasıl bu kadar üzüldüğümü buldum. Bazı noktalarda salakladığımı fark ettim. Buna göre davranmak lazım...!
-Ve hayatta sadece heyecanı sevdiğimi öğrendim, yada bunu itiraf ettim kendime... Ben en çok içimdeki heyecanı seviyorum... Bunu söndürmeye çalışan herkezden, herşeyden herkezin huzurunda 'nefret ediyorum'. İsminin anıldığı her yerin özgürlük olduğunu, ve aslında hep gitmeyi uzaklara gitmeyi sevdigimi... Gittiğimde mutlu olduğumu öğrendim. Ve ben bu hayatta 'hiç kimseye ait olmadığımı asla olamayacağımı' öğrendim... Çünkü 'ben hep uzakları çekici kıldım'.
-Ben aşık olduğumda diğerlerinin aşkı gibi bir his olmadığını hissettim hislerimin, bir aidiyet duygusu taşımadığını fark ettim aşkımın. 'Bir hayvan gibi aşık olduğumu gördüm' uzun uzun denize doğru daldığımda gözlerim gördü bunları... Ve şu an tek kelime yalanı bilmeyen kalbim, beynim el ele vermiş parmaklarımdan dökülüyorlar.
-Olup olabileceğim bir kişi oluşuma kaldırın kadehlerinizi dostlar. Bütün bunları 'düşe yaza yaza' öğrendim.
-Burası Elalminda,,! Çünkü çok özgür düşündüm, özgürce yaşadım, özgürce yazdım...
-Makarna salatası yapmayı öğrendim; garniturleri yıkayacam diye çok mıncıklarsan eğer bir kısmısının canı çıkmış olabilir.!!
-Toz almaktan nefret ettiğimi bir kez daha öğrendim; bütün evin koltuğunu, dolabını taşıyayım... Halıları yıkıyayım, bütün gün camları sileyim, veeee en sevdiğim iş herşeyi ütülüyeyim ama nulurrrrrr,,!(burda kendime has hareketim var,,) toz almıyayım.!!
-Cevaplar Kitabına "Ben ne zaman meşhur olucam diye sormayacağım,?" bana "Boşuna uğraşma,,!" diyor ;) Tabiiii o kitap bendeki potansiyeli bilmiyor ;Pp
-Keskin virajlara 90-100 le girersem eger eniştemin bana bir daha arabayı vermeyeceğini öğrendim. Ve gene böyle bir olayda Ablamın, Emelin ve Alphanın böyle bir şoku atlatamayacağını, veeee alanzo olmadığımı;)), keskin virajları alırken gaza değilde frene basmam gerektigini öğrendim... Ama biri beni frene bas diye uyardıgında hiç basmıyorum nedense bunun ikinci ornegi oldu bu ;) İşime karışılmasından hoşlanmam..! ( Bu yolların ustası benim, gözlerimin hastası da sensin ;) )
-Düğün konvoylarının arasında kalırsan eğer çıkmanın güç olduğunu..!
-Yeni Foça nın yollarının ve denizinin cok güzel olduğunu, ahhhhh keşke bir digital fotoğraf makinam olsaydı yanımda..(ama aralığa az kaldı kendime hediye alacam).. Seneye tatil için Foçaya uğrayacağımı...
-Çipura yı bile konuşturabileceğimi ;) ve balık yerken karşımdakileri korkutabileceğimi,,, vay be kıza bak doymuyo dedirtebileceğimi ;) Ve balığı ellerimle yerken keyif aldığımı ;)
-Aslında açıkmadığımı öğrendım, yemek vakti geldigi için digerlerine uyum saglamak için yedigimi öğrendim... Ama boyle olmaması gerektıgınıde, acıkmam gerektigini ogrendım..!
-Alphanın çok komik bir cocuk oldugunu, trapez de hoplarken cıldırdıgını ;)
-Aslında çok neşeli birisi olup da nasıl bu kadar üzüldüğümü buldum. Bazı noktalarda salakladığımı fark ettim. Buna göre davranmak lazım...!
-Ve hayatta sadece heyecanı sevdiğimi öğrendim, yada bunu itiraf ettim kendime... Ben en çok içimdeki heyecanı seviyorum... Bunu söndürmeye çalışan herkezden, herşeyden herkezin huzurunda 'nefret ediyorum'. İsminin anıldığı her yerin özgürlük olduğunu, ve aslında hep gitmeyi uzaklara gitmeyi sevdigimi... Gittiğimde mutlu olduğumu öğrendim. Ve ben bu hayatta 'hiç kimseye ait olmadığımı asla olamayacağımı' öğrendim... Çünkü 'ben hep uzakları çekici kıldım'.
-Ben aşık olduğumda diğerlerinin aşkı gibi bir his olmadığını hissettim hislerimin, bir aidiyet duygusu taşımadığını fark ettim aşkımın. 'Bir hayvan gibi aşık olduğumu gördüm' uzun uzun denize doğru daldığımda gözlerim gördü bunları... Ve şu an tek kelime yalanı bilmeyen kalbim, beynim el ele vermiş parmaklarımdan dökülüyorlar.
-Olup olabileceğim bir kişi oluşuma kaldırın kadehlerinizi dostlar. Bütün bunları 'düşe yaza yaza' öğrendim.
-Burası Elalminda,,! Çünkü çok özgür düşündüm, özgürce yaşadım, özgürce yazdım...
Sunday, August 27, 2006
Gecenin bu saati ne işim var km...lerce uzakta.
Ne yapmak için geldim ve ne söylemek istiyorum...
UNUTTUM,,!
UNUTTUM,,!
Wednesday, August 23, 2006
-Bu değişikliği kendim istediğim için yaptım,,!
Tek düşmanı zamandır insanın. Kimse savaşamaz onunla, cesaret edenlerin hepsi unutulmuştur bir yerlerde... (Belki şu an gene yanlış bir şeyler yazıyorum, hukukumda var anlaşılması güç olmak.)
Zaman basit bir öç alır hayattan aslında. Bizlerde hayatımız boyunca nasibimizi alırız bu öfkeden. Zaman saymakla ve beklemekle bitmez.
Zaman taşı çatlatırda dokunamaz sabra,!
Sabır zaman gibi aç gözlü değildir o yemez, yutar,! Gelip geçenler onun öfke ve kinle beslendiğini kocaman dişleri olduğunu uydururlar uyumayan çocuklara. Ama ben biliyorum gerçeği bu yüzde büyük gözlerim, kulaklarım. Ben bir taş attım sabrın mahremine, şimdi sıramı bekliyorum...(Soruyorum kendime; Seni yeniden yazmaya sabrım varmı,? Ve ben bu sabra sahipsem zaman bize neler sunacak,? ben bunu kestiremiyorum. Bu gece beni yanlız bırakmak çok tehlikeli, korkuyorum...)
(Ne olur yanlız bırakma bu gece beni. Korkuyorum, ya seni, beni, bizi terk edip gidersem,,, bir daha zaman vermeyecekler duydum..!)
Ellerime uzanabilsen keşke.
Bu gece açık seçik yatağa uzandım, açık seçik bir öykü anlatmak için sana, bana, bize... Bir ifadesi de bu. Bana sarılsanda hissetsen kalbimin atmadığını korkudan titrediğini. Bir yanım gitmeyi hep sevmiştir, ama benimle gelmeni isteyecek kadar da istiyor ve merak ediyorum seni. Bu yüzden hiç bir yere gidemiyorum aslında. Ne olurdu sende bir taş atsan sabrın mahremine de sabredebilsen,! (-Beni asla anlayamayacaksın değil mi,?) Bu gece iliklerime kadar hissettim yanlızlığı, bunu sende hissedeceksin bekliyorum... (Herkez bir şekilde ruhunu arındırıyor bu da benim tercihim-adaletim farklı...;))
Zaman basit bir öç alır hayattan aslında. Bizlerde hayatımız boyunca nasibimizi alırız bu öfkeden. Zaman saymakla ve beklemekle bitmez.
Zaman taşı çatlatırda dokunamaz sabra,!
Sabır zaman gibi aç gözlü değildir o yemez, yutar,! Gelip geçenler onun öfke ve kinle beslendiğini kocaman dişleri olduğunu uydururlar uyumayan çocuklara. Ama ben biliyorum gerçeği bu yüzde büyük gözlerim, kulaklarım. Ben bir taş attım sabrın mahremine, şimdi sıramı bekliyorum...(Soruyorum kendime; Seni yeniden yazmaya sabrım varmı,? Ve ben bu sabra sahipsem zaman bize neler sunacak,? ben bunu kestiremiyorum. Bu gece beni yanlız bırakmak çok tehlikeli, korkuyorum...)
(Ne olur yanlız bırakma bu gece beni. Korkuyorum, ya seni, beni, bizi terk edip gidersem,,, bir daha zaman vermeyecekler duydum..!)
Ellerime uzanabilsen keşke.
Bu gece açık seçik yatağa uzandım, açık seçik bir öykü anlatmak için sana, bana, bize... Bir ifadesi de bu. Bana sarılsanda hissetsen kalbimin atmadığını korkudan titrediğini. Bir yanım gitmeyi hep sevmiştir, ama benimle gelmeni isteyecek kadar da istiyor ve merak ediyorum seni. Bu yüzden hiç bir yere gidemiyorum aslında. Ne olurdu sende bir taş atsan sabrın mahremine de sabredebilsen,! (-Beni asla anlayamayacaksın değil mi,?) Bu gece iliklerime kadar hissettim yanlızlığı, bunu sende hissedeceksin bekliyorum... (Herkez bir şekilde ruhunu arındırıyor bu da benim tercihim-adaletim farklı...;))
Friday, August 18, 2006
ÖLÜMLÜ

Dünkü aklın bugün yetmez
Yarın bambaşka bir dünya
Bir sen var o hiç değişmez
Gerçeklerin hep farkında
Yolyakınken düşün biraz
Bir nesildik beraberce
Bir Adım git bir Adım gel
Kaç yıl kaldı önümüzde
Gör artık gör artık anla
Ölümlü, ölümlü bu dünya
Düşman olmak mertlik değil
Korkaklığın iradesi
Kurnazlık marifet değil
Aptalların tesellisi
Pişmanlığa tercih etme
Geçmişteki hataları
Yalnız gözyaşların yıkar
Ruhundaki günahları
Gör artık, gör artık, anla
Ölümlü, ölümlü bu dünya
Gör artık, gör artık anla
Savaşma artık hayatla
Çok yoruldun, otur biraz
Misafirsin bu alemde
Etrafını seyret biraz
Fazla kalmazsın belki de
Doğru yanlış, gerçek yalan
Farketmiyor aslında
Dünya döner geçer zaman
Hiçbir şey kalmaz ardında
ÖLÜMLÜ - PENTAGRAM
Tuesday, August 15, 2006
Kıskanıyorum ve Yorumsuzum
Arkadaşlar, dostlar için için kıskanıyorum şu kim olduğu belli olmayan sevdalıları. Sevgilileri için hazırlanmış o güzel teklif için harcanan onca emeği. Taktir ediyorum sizi.
Bir aralar www.zerkinteklifivar.com vardı. Görseniz çok şahane bir siteydi. Sorular souluyor ve cevap vermesi bekleniyordu Hayır diyemiyorsun hepsi Evet. Yanlız bu sitenin sahibi ve teklifin gittigi adreste arkadasımdı tanıdığım için, bildigim için çok eğlenceli bulmuştum. Bu işin sonucu olumsuz oldu gerçi ama olsun.. -içinde kalmadı-
Şimdide http://eliffevlenbenimle.blogspot.com/ bu site gözüme çarptı. Hatta site sahibinin hazırladıgı banner ler dikkatini çekti, ve siteme ekledim. Bu meçhul şahısları merak etmekteyim. Düşünsenize bunun bir akım olabilecegini eliff in yerinde olmak isterdim ;) Birsürü site de blog kardeşinde bu banner. Tasarımcıyı tebrik ediyorum. Eliff evlen onunla,!
Eliff evlen onunla...
Tabi ki hayat ve seçimler bizim elimizde. Herkez mutlu olmak ister. Bazen mutlu ettiğini düşündüğün seni en çok üzen olabilir. Mutluluk bir insan eli diyordu Al yazmalımda.
Bende öyle diyorum ki: Mutluluk sarılmak birisine...
Bu kadar düğün, evlenme teklifi arasında bakarsınız size Nisan bir yaparım dostlar. Benim sağım solum belli mi olur ;)
Bir dostun dedigi gibi "buda senin bi kaç ay sonraki halin :))
gelin olmuş gidiyoorsuuuuuun
bana vedaaa ediyorsuuuuunn
:p"
-hatırlarmı acaba bu fidel li maili-

Söylenecek çok söz yok aslında, gözlerimden gözükür her şey çünkü dilimin inkarıdır bazen bakışlarım...
Deliliğe vurdum dostlar kendimi...
Yorumsuzum...
Bir aralar www.zerkinteklifivar.com vardı. Görseniz çok şahane bir siteydi. Sorular souluyor ve cevap vermesi bekleniyordu Hayır diyemiyorsun hepsi Evet. Yanlız bu sitenin sahibi ve teklifin gittigi adreste arkadasımdı tanıdığım için, bildigim için çok eğlenceli bulmuştum. Bu işin sonucu olumsuz oldu gerçi ama olsun.. -içinde kalmadı-
Şimdide http://eliffevlenbenimle.blogspot.com/ bu site gözüme çarptı. Hatta site sahibinin hazırladıgı banner ler dikkatini çekti, ve siteme ekledim. Bu meçhul şahısları merak etmekteyim. Düşünsenize bunun bir akım olabilecegini eliff in yerinde olmak isterdim ;) Birsürü site de blog kardeşinde bu banner. Tasarımcıyı tebrik ediyorum. Eliff evlen onunla,!
Eliff evlen onunla...
Tabi ki hayat ve seçimler bizim elimizde. Herkez mutlu olmak ister. Bazen mutlu ettiğini düşündüğün seni en çok üzen olabilir. Mutluluk bir insan eli diyordu Al yazmalımda.
Bende öyle diyorum ki: Mutluluk sarılmak birisine...
Bu kadar düğün, evlenme teklifi arasında bakarsınız size Nisan bir yaparım dostlar. Benim sağım solum belli mi olur ;)
Bir dostun dedigi gibi "buda senin bi kaç ay sonraki halin :))
gelin olmuş gidiyoorsuuuuuun
bana vedaaa ediyorsuuuuunn
:p"
-hatırlarmı acaba bu fidel li maili-

Söylenecek çok söz yok aslında, gözlerimden gözükür her şey çünkü dilimin inkarıdır bazen bakışlarım...
Deliliğe vurdum dostlar kendimi...
Yorumsuzum...
Oyun,
12,07,04 10;22 ad®enalin [b-tec]
'bu hayat hep oyun'
diyenlere söyliyceklerim;
sussam olmaz!
atıldım bir 'ada'cığa,
suçluyum, ama masum..
konuşsam hiç olmaz!
dedim 'yıkılmam böyle mevzularla'
sevgili bi yana,
ağalar beyler, eş-dost, cümle alem yanımda,
ağlasam olmaz!
gittim üç satır yazdım.
topladım içindeki bütün saçma ve anlamsız kelimeleri,
astım geçen zamana,
silsem olmaz!
kural yoktu, oynadım gene
oyuncaklar gerçek miydi bilmiyorum,
ama oynayanlar gerçekti
sonra zil çaldı,
ölme vakti geldi..
bekleyin biraz söyliycem.. yüzüstü bırakmam,
oynamam da;
sensiz olmaz!
-------
12,07,04 10;26 Ebda
Silemeyince susarmis aşık.
meneksenin moruna bulanan gözler
saklandı elindeki haritaya,
kabul görmez bir ustalıkla,
çıkarıp attı tüm giysilerini,
şimdi ört örtebilirsen.!
;)
-Ebda bir Ada-
sensiz olmaz!
-------
12,07,04 14;40 fever
aşık hep susar,
maşuk konuşur..
maşuk, aşıgına
aşık ise eger,
o vakit susuşmalar
başlar, yanyana,
dipdibe, suskun
diyaloglar başlar,
yanındayken susamalar
başlar, susarsın, susarsın,
sustukca susarsın, susuzluk
hic bitmez, maşuk'a hiç
doyulmaz..
'bu hayat hep oyun'
diyenlere söyliyceklerim;
sussam olmaz!
atıldım bir 'ada'cığa,
suçluyum, ama masum..
konuşsam hiç olmaz!
dedim 'yıkılmam böyle mevzularla'
sevgili bi yana,
ağalar beyler, eş-dost, cümle alem yanımda,
ağlasam olmaz!
gittim üç satır yazdım.
topladım içindeki bütün saçma ve anlamsız kelimeleri,
astım geçen zamana,
silsem olmaz!
kural yoktu, oynadım gene
oyuncaklar gerçek miydi bilmiyorum,
ama oynayanlar gerçekti
sonra zil çaldı,
ölme vakti geldi..
bekleyin biraz söyliycem.. yüzüstü bırakmam,
oynamam da;
sensiz olmaz!
-------
12,07,04 10;26 Ebda
Silemeyince susarmis aşık.
meneksenin moruna bulanan gözler
saklandı elindeki haritaya,
kabul görmez bir ustalıkla,
çıkarıp attı tüm giysilerini,
şimdi ört örtebilirsen.!
;)
-Ebda bir Ada-
sensiz olmaz!
-------
12,07,04 14;40 fever
aşık hep susar,
maşuk konuşur..
maşuk, aşıgına
aşık ise eger,
o vakit susuşmalar
başlar, yanyana,
dipdibe, suskun
diyaloglar başlar,
yanındayken susamalar
başlar, susarsın, susarsın,
sustukca susarsın, susuzluk
hic bitmez, maşuk'a hiç
doyulmaz..
Subscribe to:
Posts (Atom)