Wednesday, March 23, 2005

Merhaba,

Uzun zamandır yazamıyordum, yazmak istemiyor, yazsam da yarim birakiyordum. Ben ki- yazmayı cok severdim. Su an bekliyorum. Belki burasi ozlemimi giderir. Ve bende yazabilirim tekrar, tekrar. Daha öncesinde cesur davranarak yaşadığım-hatırlamak istemediklerimi yazmış ve en iyi yazılarım olarak taktir etmiş/toplamıştım. Şimdi ise perdeyi aralamak istiyorum.
Merhaba Ebda,,,

Burası Elalminda,,!

Tuesday, March 22, 2005

Bu Kadın

Bir kadın var, geceden daha kara Tutkunun en acılı dokunuşu var parmaklarında


Ve
Kör eden bakışları...
Kimseyi takip etmediğini biliyorum
Korkular hep bu kadınla, çok vakitsiz, çok aşık
Duvar kadar soğuk aslında, bilmiyoruz onu...



Çocukluğunu satmış da gelmiş
Kadınlığı karnındaki düş
Düş, kaçtığı her bakış


Satürn'den gelmiş, pek bir beğenir kendisini,
Satürn gibi etrafı toz bulutu
Bu siste her kucağı sanar da mutluluk ona koşar gider
Yeter ki sev
Vazgeçmeyi sevmez
Ama onu sevmek zor
Kapıdan içeri giren çoğu kez koşar da uzaklaşır
Ömür törpüsü sanki ;)


Bakma güldüğüne. İçi kara. Korkutuyor bu gerçeklik
Rahatsız eder çok kere
İstemezsin onu
Kimse böyle şefkatli olmamıştı annenden sonra,

Korkutur seni,
'Kim bu?' diye sorarsın

Hızlı atar adımlarını
İz bırakır!
Sevsen de sevmesen de iz taşıtır sana
Gençliğine aldanma
Çocukluğunu satmış da gelmiş
Alnından bir öpücükle uçurmuş tüm kelebekleri
Örümcek ağından hırka dokumuş kendine
Hamam böceklerini düğme yapmış
Korkasın ondan diye,
Sevesin onu diye
Duvar kadar soğuk aslında bu kadın
Bu kadın intihar kadar yalnız, su kadar çürük
Bakma güldüğüne
Kaçarken gülüyor o, kaçırma gözlerini ondan, asla!
Çocuk olacak kadar büyümemiş aslında
Teni tütün, sesi rakı kokar,
O bir papatya sever, beyazın en onurlu dokunuşu
Evin yaban gülü bu kadın dişilikle çocukluk arasında kalmış
Garipseme onu sevmeyi biliyor o...


Polyanna oymuş,
O romandaki sarışın aptal kız oymuş

Kurtulmak istemiş
Hiçbir zaman yıkılmayacak kale misali, bu o olmalıymış
Sarı saçlarından kurtarmış kendini
Gel zaman, git zaman
Ölümler olmuş, hasret doğmuş, düşmüş
Her şey düş-müş
Bir gün düşleri pilsiz kalmış
Polyanna'yı boğmuş önce, sonra asmış
Şimdi her şey daha bir güzel
O da beğeniyor kendini zaten


Korkuyor kendinden,
Gizemi yakalanmış kırmızı akrep olmaktan da...
Psikopat gibi gülüyor, geçmişin melodileri çınlayınca kulaklarında
Onunla fazla konuşmanın beyninde parmak izi bıraktığını iddia ediyor bir dostu,
Dostsa; düşleri eriten kan lekesi sadece,
Dostun elini arar
Çölün ortasında kanlar içinde uyurken
Ağlar,
Ağlatma şu kadını,
Ankara ayazı gibi ürkek,
Bursa lodosu gibi tedirgin,
İzmir güneşi gibi şehvetli
Bu kadın ağlarken psikopat gibi
Kadınlığı hırslı ve onurlu,
En kırmızı şarap kadınlığı
Her şey parmaklarının ucunda, dudaklarında
Her gün işten kovduğu makinisti ve buharlı beyni kadınlığı
Kadınlığı ulaşamayacağın kadar derinde
Almak için ölmek zorunda kalacağın kadar bakire,!

Bu kadın anne
Bu kadın tutsak düşlerine

Bu kadın sabah uyanıp da hatırlamadığın rüyalar
Martılara attığın yürek bu kadın
İşte o kadar özgür
Bu kadın gözlerinde,


Bu kadın kin,
Bu kadın sarhoş,
Sarhoş eder her içine çekişinde


Gider bu kadın, süzüle süzüle ellerinden
Dilinde ateşle yaklaşma bu kadına,
Teni tütün, sesi rakı kokar,
Düş satar yitirmişlere
Sonsuz kuyunun, en iyi prim yapan satış elemanı o aslında...


Dili yürek, saçı kül bir anne o
Delik deşik eder adamı, bir kurt kadar hırçın,
Tutun ellerini şunun, al onu kucağına, sırılsıklam aşık ol bu kadına,
Gel bu korkunun kucağına, asi ol ve isyan et


Gönderdiği sinüzoidal eğrileri görüyorsun değil mi?
Bir intihar bu kadın, ümitsizlikte yalan söylemeyen
Adi bir kadın aslında


Bir hayat bu kadın seçimi dudaklarında kalan,
Kırmızı bu kadın,
Meyhane bu kadın


Bu kadın meydan okuyor sana,
“ Bilmediğin her şey bende,

Güzel olan ne varsa bende! ”
Yazgın bu kadın, sonran bu kadın
Erteleyemeyeceğin zaman bu kadın


Bu yol senin
Taşıdığın bu iz senin
O yoksa aşk yok biliyorsun!


Yiğitler çıktı meydana
İkisi de birbirinden korkak
Biri anne, diğeri baba
Bir düş içlerinde taşıdıkları yürek
Kör karanlık, kör aşık
Gözdeki leke, kızıl alevlerin çevirdiği cehennem



Bu son rüya!


Benimle misin?



Taşıdığın kadınlığı sev ki kadının seni sevsin, kadınlarınızı yitirmemeniz dileklerimle...

Monday, March 21, 2005

İlk Ayrılığım

Başından beri biliyorum
Göbek bağımdan ayrıldığım o acı günden beri,

Biliyorum.

Her şeyden böyle ayrılacağımı.

Sunday, March 20, 2005

Bencil Aşklara Ait - III (Olmadı)

İsmini anasım gelmiyor. Unutmalıyım sondan-başa doğru.

Kurbağayı neden sevdiğimi hiç düşündün mü?
Aman bırak sevilecek başka hayvan yok mu demekten başka.
Hiç ciddiye aldın mı beni?
Etrafındaki kalabalık kadar değerim oldu mu?
Neyim ben ve neydim önce?


Neden kelebekleri sevmem bilir misin?

Papatyaya aşık gözlerle bakarım, hiç gördün mü?

Beni biliyor musun?
Yıkılmışsın-yıkmışsın.
Savrulmuşsun-savurmuşsun.
Ne yaşadıysan bana da yaşatmışsın.


Anlamadın beni. ;(
Belki delice ama keşke kıskanabilseydim seni. Çevrendekilerin avuçlarına nasıl kilo kilo dolduğunu anlardım belki.

Her şey lafta değil efendi; seviyorsun-seviyorlar-seviyoruz.
En güzel seviyor-u küfürbaz söyler.
Sakınamaz hiçbir şeyi-kilolayamaz.

Düşmüşsün bir yerlere-üzülemiyorum.
Sustu mu seven-gider.
Nerde seven-sevilen?

Yönetmen; tutmadı bu dizi.

Seni Seviyorum, seni seviyorum, seni seviyorum,......
Kırka tamamladın mı vaktin birinde sevdimleri, baktım; neydi bu kelimenin anlamı?

Seni yi kaldırdım, seni ekledim; olmadı.
Seviyorum u kaldırdım, seni ekledim; olmadı.
Seni seviyorum u kaldırdım, seni yazdım; olmadı.

Sen.
Evet.


YAZIMSILAR - XIII

Saturday, March 19, 2005

Bencil Aşklara Ait - II (Yara-Yaralar)

Aramıyorum kimseyi çünkü çok garip bu iki hafta. Benimle vakit geçirmek istiyorlar. Bu kadar mutlu edebiliyor muyum ben birini bakarak? Neden bana papatya alıyorlar peki? Türlü notlarla çikolata bulmaca oynuyoruz hep beraber. Neden bir telaş var çevremde? Sağlığım iyi bence. Onlar böyle yapınca birkaç kilonun lafını edip korkuyorum ben de. Yer değiştiriyor gün boyunca her şey.

Neler oluyor bana ve bizlere. Anlatmak istemiyorum, korkmayıp üstüne gitmek istediğim her şeyi bir sabah uyanıp terk ettiğimi biliyorum. Dedim ki buysan ve bu kadarsan terk ediyorum seni.

Sevilen bencilliğine gömülmüş.
Kazsam ne çıkar o çürük yaradan,
Yarayı açan pansuman yapmalıdır.
Ben sana hemşirelik yapamam.
Sen bir yarasın, kalbinse kabuğu.
Kabuğu açıp beni bastırsan yarana.
Kimin canı daha çok acır. Senin mi? Benim mi?

Sen bir felakettin ben de intihar.
Aldın beni derinine,
Dedin ki; korkma bitti-geçti-iyiyim.
Haydi uyu orda bir yerlerde.
Güvendim-inandım sana.
Kanını emmemek için orda ak ve pak kaldım. Sevdim seni.
Yarayı deşen parmağa da yakışır iğne.

Mikrop bulaşır. Bulaştı bana da.
Bende koca bir yarayım şimdi.
Yaramı yarıp kurtulsam olur mu, özlerken evimi.
Bak beni de seyrediyorlar,
Hemşireler, tanıdığım ifadelerle yaklaşıyorlar bana.

Bak,
Bana bak.
Kadavra olmuş yüreğim.
Bağışlasam da kendimi, kimin canını yaksam?

Bilirsin zor inanırım.

Bahanesin sen.
En güzel heyecanımı kudurtup, salıverdin beni.
Vursam kendimi, kapının önünde.
Bak bana, ne yaptın böyle.
Nasıl inandım, bir yılanın bana sarılırken tadıma bakmayacağına.

Biliyorum; bedava ilaçlar sunacaklar bana.
Şimdi istediğim bu.
Yavaş yavaş konuşacak benimle.
Anlamaz ki, her uzanan elin beni mutlu edebileceğini.
Arkadaş olacak bana.
Anlatıcağım on, sarılacak bana.
Başımı omzuna bastırıp, saçlarımla oynayacak.
Mutlu olduğum her nameyi fısıldayacak kulağıma.
Ağacın dalından sarkarak içerken, kesilen çığlıklarımın ardından ben bu dünyanın diye başlayacak kurduğum cümleler.
Dünyam olmak isteyecek.
Kurbağanın dostu olmaz bilmiyor ki bu hayvan bunu.
Kaçacağım, kaçtıkca merak uyandıracağım.

Açıp kabuğumu onu kanatmamı istiyor, kutsal adalet için.

Canı acıyor.

Her aşk yaradır,
İstersen seni baştan yaratır.
Güç sende, önce beyninde.
Yaran varsa gocunma! Kimseye bulaştırma.!
Cesur olmalısın, bizim kadar...


Yazımsılar - XII

Friday, March 18, 2005

Bencil Aşklara Ait - I (Yolcu)

Kararları tek başına almaya başladığın günden beri ben yalnızım. Ben tek başıma, başım kaşına kaşına yoğuruyorum sana yönelen her bir gerçeği.

Eve şimdi geldim ve saat hayli geç oldu. Hayret evdekiler giriş kapılarını kilitlememişler. Geç kalmama kimse sesini çıkartmadı. Bir benle takıldım bu gece herşeye...

Nescafe'nin içine; birbirimize hediye diye aldığımız çikolataları attık. Elim eline sığıyordu – ellerim ellerine dar geliyordu.

Aynı gecelerde aynı düşü görüp gecenin bir yarısı telefona saldıran ve meşgul tonu duyan iki insanız biz. Uzun periyotlarla görüşüyoruz ve o kadar basit bu...

Plansız ve bir o kadar da aynı.

Aynaya bakmayı ben çok severim zaten ;)

Evet biraz sarhoşum. İki haftadır üzülüyorum, paylaşım olan her şeyin kara kaplı deftere yazılıp ranzanın altına saklanıyor oluşuna... Pay-payla-paylaşım.

Pay; Senin yada benim adıma düşen hak.
Payla; Elindekileri bir sana, bir bana eşit olarak dağıt.
Paylaşım; Senin yapamadığın! Benimse korkusuzca “Beni payla” diye sana yalvarışım.

Ne çok anlamlar çıkartıyorum gecenin bu saatinde. Sevgili kurbağam fidel ve oğulları fidelin oğlu-1, fidelin oğlu-2, ..., o kadar çok ki kurbağalarım.

Bana bakıyorlar, sevimli pörtır (pörtlek diyemez o) gözleri çok canlı. Fırfır ise yatağımın yanında kalemi kağıdı bırakıp ona sarılmamı bekliyor, ben onu ısıtırken sen beni üşütüyorsun!

Dışarısı soğuk ve ben uyumalıyım. Tüm gün su içmemeliyim. ;) Karnım sabahtan beri aç. Kahve, çikolata, alkol karnımı doyurmaz ki. Ayyaş mıyım ben ya ;( Hayallerim kırıldı mı saldırıyorum her şeye.

Dün gece doktora gittik. Üzüntü sonucu mide ağrıları. Üzülmeden bir hayat geçirmeyi öneriyor doktor, dövüp uzaklaşmalı mıydım ;) Durgunlaşmışım öyle dediler bana. " Neyin var kız? " Sorusunun cevabı öyle uzun ki. Anlamazlar. “ Hiçbir şeyim yok ” Aslında bir çok şeyim var demek, anlamazlar. İyiler onlar, beni mutlu etmeye çalışıyorlar, beni arıyorlar telefonla.

Çikolata alıyorlar bana. Uykuluk ve kokoreç yemeğe gidiyoruz denize karşı. Beni mutlu etmeye çalışıyor herkes. Herkes deyip de bu kelimeyle küçümsediğim mutluluktan korkmayan kimseler. Bana nasılsın “ Canım ” diyor bir kısmı, bir kısmı da “ Özledim seni ”. Nasıl özlemişim bilmezsin. Hissediyorum; basitliğimin farkındalar. Bir tabak dolusu pizza kraker yanında limonlu gazozla Ninja Kaplumbağaları seyrederken, ben Mikelanjeloyum, sen Donatello, sen Rafael, sen Sprinter Usta çığlıkları arasında çekilen fotoğraf neşe kaynağımız oluyor. Beni biliyorlar, çocuk usluluğumu biliyorlar. Çünkü son sözü başta söylüyorum ve gaz yapmıyorum onlara ve herkese.

Karanlığında kaybolamam daha fazla. Gencim, güzelim. Sarhoş da oluyorum dilediğimce.( Bu kadar duru bir akıl, sarhoşluğu kabul etmez ama adı bu olsun.) Ayaklarım toprak benim, hiç uçmam havalarda.
Biz; sen-ben diye ayrıldığında cümleye başlarken, sende ben artmıştır artık.

Artık; yetti gidiyorum.
Artık; fazla gelmiş olan.
Artık; eskimiş, çöpleşmiş olan.
Artık; usanılmışlık olan.
Artık; hayatındaki, kırmızı koltuğu istemiyorum.

Yetti gidiyorum.

Yetti; yetmek fiili.
Yetti; fazla gelmek.
Yetti; yetti be senle mi uğraşıcam.
Yetti; yetti gayri sesim duyulmaz olmuş olan.
Yetti; doydum.
Yetti; bitti.

Al işte karar veriyorum senin adına da benim adıma da, üstüne soda içsen bile hazmedemezsin. Bulandın su misali, ağırlaştım gölgende. Kaldıramazsın.
Kaldıramazsan, kaldırılar gülüm ;)


Paylaşmaya önce bana, sevmeye önce 'ben' diye başlarsan eğer, yıkılan binanın artan tuğlaları ziyan olmasın diye duvarlar örersin kendine.

Paylaşmak ve sevgi; önce 'O' dedirtir.

Her şeyinin bu denli basit olduğu birinin üstüne ben Zorroyum, hurra diye atlaman senin gibi Süpermen'lere davetiye çıkartıyorlar bana bulaşmaları için. Sen o “Z” harfini kendi kaba tarafına kazı.

Korkma, ben korkmuyorum. Kendimi kaybetmedim ki ben, bu kadar gerçekçi olmak can sıkıyor değil mi, ne hoş.

Şimdi hiçlerim olan her şeylerini git paylaş onlarla.

Bencil bir aşk öyküsü bu.

İsmim gibiyim ben, kuralları sevemeyen. Sevince önce o diyen.

Basitim-basitsin.

Basit; birleşik ve karışık olmayan.
Basit; rahat olan.
Basit; ne olduğunun farkında olup rol yapmayan.

Rakı kokuyorum, çakmak çakasım var ağzımın içine. Yüzüne ejderha gibi hohlayabilmek için...

Elin ayrılığın elinde, dilin tüm hayallerimizi sökmüş!

En büyük küfrü kendime ediyorum; " Aslan Kral benim. "

YAZIMSILAR - XI

Thursday, March 17, 2005

Gene Sen

Geçen gün eczaneden uyku getirici aldım,
gene paketten sen çiktın,
kapsül kapsül
uyku kaçırıcı,

Wednesday, March 16, 2005

Defolun, Defo olun,

Büyük puntolu insanlar arasındaki,
gözleri kör ve bakire bakışları olan,
ağlarken gülen; gülerken kaybolan
bir tek beni gömdüm yıktığın şehrin
duvarları arasına

Tuesday, March 15, 2005

Kıtır Kıtır Ekmek

Kıtır kıtır ekmek yedim bu sabah gene,
Kimse sevmez sert ekmeği çevremde
Bana taş gibi gelmiyor yediğim ekmek
Onu bile seviyorum
Sana Benziyor,
Senin duvarlarına benziyor
Ben her şeye alışıyorum ya ;(
Ekmeğin kıtırını çaya banıyorum,
Seni uykusuzluğuma katıyorum.