Wednesday, December 07, 2005

Özlemişim İzmiri

Hafta sonu izmirdeydim çok güzel bir şehir bu izmir. Belki Canımın canı ablam orda olduğu için, pek hürmetli dostlarım ordalar onun için. yada şehir hep beni çağırıyormuş gibi geliyor bunlarin hepsi için seviyorum izmiri. Hep demişimdir benden ne kalırsa geriye izmire gömsünler.
Cuma ogleden sonra yola çıktım, aksamına izmirdeydim. Annem beni hamal belleyip onca yuk tasıdıgımı dusundugu icin gene ablam için onca sey doldurmustu bavullara. ;) Tabi kızı eski kızı degılkı, onceden tasırdım ama sımdı hıc kuvvetlı degılım, bır bavulu yukarı tasıdım tum gece sırt agrısından belımde havlularla yattım. ;) Yani hatırlıyorum da burdan izmire koca komidin tasidigimi, odun tasıdıgımı bıle bılırim ;) Ama benimde maşallahım vardı. ehehehe Neyse ablam yardım ettı cıkarttık bavulları eve, hemen bır koltuga attım kendımı, dünya varmış dercesine. Bir çay koyup, biraz dizi seyredip başladık bavulları acmaya, yerleştirmeye. Yorgunluktan ben vampirella sızıp kaldım, Ablama üştümü değiştirmemek için yalvardığımı hatırlıyorum ;)
Erken den kalkık, Ablam çok güzel yemekler yapar, kahvaltılar hazırlar. Benki yumurtanın kokusundan koşarak kacarım. O omlet yaptıgında ne oluyorsa mis gibi yiyorum hemde kokmuyor. İşte heme hamaratlı ablamın ellerinden kahvaltı ettim. Ona hic cekmemisim. Anca hamur işi kek börek yapmayı biliyom. ;) Ben onun bilgisayar problemlerini cozmek icin ugrastim durdum. Dışarı cıktık, Önce esin geldi, sarıldık, sarıldık, çok özlemişim çok.... Sonra ceylan geldi öptüm kokladım onuda çok özlemişim. Ceylanın yavuklusu adil ve arkadasları tutkuda geldiydi. Bizim muhabbetimizden sıkıldılar herhalde gittiler hemencecik ;) Aksam hep beraber eve gittik. Ablam gene mutfaga ben gene bilgisayar basına gittim ;) Ben evdede böyleyim. Toz almak ve mutfak en buyuk kabusum. Hemen kaçarım işten.. Bilgisayardaki virusler yuzunden, ödevini kaybettik ablamın. Çok üzüldüm. Hala onun sorgulaması kafamda. Onca program denedim nasil geri getiremedim diye dosyayı. Velhasil gene 3 tü, esinin ödevini yazmıştık ablamın odevini kaybetmiştik. ;( Ben uyudum.
Sabah 9 da kalktım. Planımız ceylanın arabasını alıp piknige bal kaymak yemege gitmekti, ablam gelmedi, ödevini tamamlamasi lazimdi, esinin les sınavı ve ing kursu. Kaldik ceyloyla beraber. Bizim yan yana kalmamız cok sakıncalı iki alışveriş canavarı, durduramıyorus bırbırımızı. Biz cıktık kostuk kostuk vapuru kacırdık, bendede 39 numara ayak 36 numara ayakkabıya sıgdırılmıs halde. Malesef yopuklu botlarla gittigim icin izmire, ablamda dediki giy botlarımı rahat edersın. İki adimda ben ayakkabıları cıkarttım ayagımdan, ayakkabılar ayagımı su toplattı. Evin onune donduk ablamı aradık, in asagı kahvaltı etmeye gıtces. Recis'e gittik. Tıka basa yedim herseyden. Açık büfeler tam benim gibi peynir delileri için. Çeşit çeşit. Harika. Eve gidip bilgisayarla ugrastim ben gene ;) Bu sefer oldu. Dışarı cıkıcas karar aldık onceki aksam benim dönüş biletimi almaya giderken ceylanla kendimize çanta almıştık. O çantacıdaki bavullardan alıcaz ve migrosa gidicez. Ben Alphanıma atkı şapka eldiven takımı alıcam. Merdivenlerden inerken (ben gene topuklu botlarla) ceylan dediki ya acılmadıysa çantacı bende yukardan dedimki o zaman çok gülerim size ehehheeh dememle düştüm dört basamak kaba etim üzerinde kaydım ;) yanlız kötü olan merdivenin sivri kenarının sırtıma geçirmesiydi. Hala agrıyor. Gittik çanta neyim aldık sonra. Migrosa gittik, Ben ceyizime çaal kaşık takımı zladım mavi mavi cicekli saplari var. Ablamın ev arkadası dılek de evıme oturmaya gelırken mavı tabak alıcak ;) Velhasıl binkelam pazar günü 4 aralıktı ben hiç bir çekilişe katılmamıştım, ve artık 4 aralıkların benim için hiç bir önemi yoktu. En sevdigim gün 4 aralıktı derdim hep. Ama ben mutlu olduğum ve ettiğim her günü seviyorum artık. Ve artık sansımıda fazla zorlamamam hayaller kurmamam gerktığını anladım. ;) 4 aralık benim için hiç bir şey ifade etmiyor. Ve 26 hazirandanda bir şey beklemiyorum, hemde hiç bir şey beklemiyorum... Her ayın 10 u benim için kıymetli bir tebessüm bunun her ay seranomisi olsunda istemiyorum. 23 aralıgında pek bir onemi yok artık. Önceden can atardım bugun benim dogum gunum diye, artık ondanda bir beklentim yok. Ben çok hayalci bir insan olduğum için umduklarımı bulamayıp uzulup durmak yerine çevremdekiler gibi düşünüp geçiyorum işte.



Özlediğin Gidip Göremediğindir - Oruç Aruoba

Özlediğin, gidip göremediğindir;
ama, gidip görmek istediğin

Özlem, gidip görememendir; ama
gidip görmek istemen

Özlediğin, gidip görmek istediğin-
ama gidip göremediğin

Özlem, gidip görmek istemen-
ama, gidememen, görememen;
gene de, istemen

Friday, November 25, 2005

Parlak,

Güldüğüm zaman, ağlamam gerektiğini hatırlıyorum.

İşte o zaman kahkaha atıyorum.

05,09,04 / 12; 48




Ebda

Ardı sıra gelen o acıtmaz acılar

Aşk bir çocuğu büyütme arzumdu. - Yenik düştüm.
Çocuk gözlerimden kanları süzdü koca delikli ızgaralarda, yağmura katıldım. Beraber yağdık.

Çocuk anlamadı beni, benim nasıl bir yoğunlukla unutturacağımı.
Çocuk çocukluk yaptı, aşka çembe taktı - ben düştüm.
Çocuk sevdanın üstüne kustu benim midem bulandı.
Çocuk hiçe saydı değerlerimi ben paslandım.
Çocuk oyun oynadı ben palyanço oldum burnu, gözü kıpkırmızı.

Çocuk hasta etti beni önce doktorluk yapamadı.
Çocuk evcilik oynadı benimle, baba olamadı.
Çocuk beni hiçe saydı ama hiç bir şey olamadı.
Çocuk çocukluk yaptı.
ben bittim.
bitti.
...
...

20,11,04, / 12;55
"E.M"

Ne yapıyorsun,?

Ne yapıyorsun,? dedi bana.
O anda yaşadıklarımı düşünüyordum.

Ruhum geviş getiriyor, dedim.
Güldü.

Ben ciddiydim...

08,09,04 / 23;48
Ebda bir Ada
"E.M"

İnan ki bana İnanma

Ne inandığımı biliyorum.
Ne inkar ettiğimi.

İnandığım zaman,
neye inandığımı bilmiyorum.

İnkar ettiğim zaman,
neyi inkar ettiğimi.


04,06,05 / 19;10
Ebda / "E.M"

Monday, November 21, 2005

Yaşamdan,,, Bir Kesit

Balık oltaya takıldığında ne düşünmüştür acaba,? Bittim, ölüyorum diye ağlamışmıdır? Sevmeleri gelmişmidir aklına,?
Her canlı için aynı değil mi? ölmek. Acı, gözyaşı, sonrası hep hasret, hep özlem. Ayrılıkla ölüm yanyana anılırmı,? Hiç bir ayrılığın ardından konuşulur mu açık - seçik?
Öldüğünde tuttuğun eller soğuktur, ayrılırken hala sıcak. Tuttuğun elden ayrılmak kolaymıdır hayatta? Ayrılıklar ölümlerin başlangıcımı,?
Evet, ayrılıklar ölümleri getiriyor ardından. Hep o bildiğin tebessümlerden uzağa - soğuğa düşüyorsun. -Elbet alışıyorsun.
Ölen ağlasın derler ya.. Sebebi mazinin doymayacağı herhalde, ;)
Hiç dönüpde arkama bakmadım desem, yalancı derdim kendime. Evet, arkama baktım çünkü; dün yaşadıklarımın eseri bu kadın. Ve kadın her zaman bir mazidir. -Ve ben bunada alıştım.
Sevdiğinin seni sevmediğini fark ettiğinde bir kadın ne yapar - ne yaptım - ne yapmıştım - ne yapmalıyım ? diye beynimin dehlizlerinde dolaşmak çok yorucu. Cevabı ise sessiz kal. Yoksa gerçeği kabullenip ondan daha erken uzaklaşacaksın. Aldatıldığımın farkında olup bunu kendime itiraf edemediğim anlarda oldu hayatta. Ayrılık ve ölüm gününü bildiğini düşünsene ne yapardın,? Bu düşünceden uzaklaşır sanki bir süprizle karşılaşmış gibi davranırdın demi. Seni bilmem ama ben öyle yaptım.
Her kadın anlar ortada dönen oyunu, ama kadın sevdiyse (-ki bu bence çok güçtür) korkar üşümekten.
Hayatta hep üşüdüm. Elim, ayağım, bedenim hiç ısınmadı. bununla beraber tavrım bile soğuk kaldı. Sanki, bir tek gülerken ısınıyorum hayatta.
Ellerim hiç ısınmadı benim. Severken öyle sevdimki benim olanı; hep korktum. Bu yüzden ayrılıkla ölüm çok yakındır ellerime. Severken gülüp-sevilirken ısındım.

,,,,,,,,,,,,,

Sevgilim ellerin saçlarımın içinde dolaştığında çakmak taşı oluyor sanki saç tellerim, alev alıcak düşüncelerim... Ürperiyorum. Saçlarımı okşayarak beni uykumdan uyandırdığın sabahları unutamıyorum. Dudağın dudağıma deydiğinde mis gibi yangın kokuyorum.
Ben hep sana yanıyorum,
Dönülmez akşamın ufkuna bir tek seninle gittim, inandım sana. Hayal olmaktan öteye geçti rüyalarım. Ve ben bu hayatta bir tek sana sarılıp uudum, seninlen uyandım.
İhtiyaç değilsin hayatımda, sen olmasanda yaşamak lazım. Ama tadım olmaz. Neyleyim sensiz sabahları, akşamı olacak günleri, yediğim lokmaları.
Seni severken sevmekten korkmayıp tadını aldığım gün dedimki kendime; işte bir bütün oldun kızım sen... Bir bütün oldun...
Sen eşim; kızımız Alara'nın babası. seni bütün günlerimde sevdim -seviyor olacağım. bu satırlar maziyi doyurmasa bile. Hep senin eşin kalacağım.

,,,,,,,,,,,,,
Evrenin en ihtişamlı düğününü ben yaptım. En güzel gelin ben olmuştum ve en yakışıklı damat da sendin. Çünkü sen benim bütün satırlarımın baş harfisin. Alfabeye de senle başladım ben biliyorsun.
Gelinliğim çocukluğum kokuyordu. Beyazın; sütten, sudan temiz hali, incecik bedenimden kayan, ipleri omuzlarımdan dökülen, boncuklarını koparttığım hani heyecandan. ;) Beyaz balerin papuçlarım nasıl dı,? Peki seninle topladığımız gelin çiçeklerim,?
Pırıl pırıl tenimde ışıldayan senin aşkındı, uzun kırmızı saçlarıma vuran güneş değildi. Damat tıraşını ne güzel yapmıştım o gün, hergün olduğu gibi. Hafif uzuna bakan ince telli ipek saçların bile formdaydı ogün. Gri takımı astarı kırmızı ve ben kırmızıyı çok severim diye ne pazarlık ederek almıştık ve sen onun içinde çok güzel duruyordum. En güzelide ceketini çıkarttığında beyaz gömleğinin içinde atlet olmamasıydı. ;) Geniş omuzlarını seyrettim sen etrafımda oynarken, terden bedenine yapışmış gömleği kokladım sana sarılıp dans ettiğimde. Sen belime sarıldığında kulağıma fısıldadın; "Sana Aşığım" birer ışık gibi gördüğüm tüm konuklar bizi duymuşçasına alkışladılar.
Heyecan yapmıyacak, sorulan sorulara "evet" diyecek, balerin papuclarım ezilmesin diye senden önce davranacaktım. Ayrıca seni bağırtmak için yandan bacağını çimdirecektim, ama bunu planladığımı sen orada "ahhh" diye bağırdığında öğrenecektin. ;) O alkışlar arasında bir tek sana sarıldığımı hatırlıyorum. Birde annemingözyaşlarını. Annem ağlarken ve ben sana o an sımsıkı sarılıyorken bir an herşey durdu ve ben çamurlarla oynayan, ağaçlardan inmeyen çocukluğuma gittim. Haklıydı annem ağlamakta... Alara da bu gelinlikten giydiğinde bende ona böyle gözükeceğim. Arabaya binip kornaya basarak uzaklaştıktan sonra müziğin seni bir süre kulaklarımda çaldı gülümsedim. Sana baktım ve ağladım. Bu gün bizin en güzel günümüz. Bu gelinliği giymeden işlediğim tüm günahlara, suçlara tövbelendiğimi ve o sabah huzur dolu uyandığımı hatırlıyorum. Ondan ağlasamda akacak makyaj yoktu yüzümde. Ve ben bunun için en güzel gelindim.
El deymemiş bir hayata hep seninle başlıyordum.
Hayatıma hoş geldin eşim,,,
Öyle güzel hoşbulduk ki, Allah ayırmasın.



20,11,05/02;00

Thursday, November 17, 2005

Sözlerine dikkat et, çekip silahı seni vurabilirim,,!

Sözlerine dikkat et,! Aldatılmak hiç hoşuma gitmez,
acınası bakışlarla bakmadıysam gözlerine sanşlısın.
ya çek git-ya da dur orda...

Hiç kimsenin seni sarsamadığını hissettir bana,
ben gücü severim...
güçlü kolları daha çok severim.
ama sadece "seni hep severim..."

Sözlerine dikkat et,! Onlarla oynamayı çok seviyorum,
oynarken yaralanmayı,
yaralarımı sana sardırtmayı...

Yollarımın senden ayrılmamasından çok hoşnutum,
bakışlarını üzerimde hissetmeyi seviyorum.
seni seviyorum,,,

ama sen gene sözlerine dikkat et,!

Wednesday, November 09, 2005

Ne için yaşanır ki,?

Kredi kartımı atıp, cüzdanımı parçalayıp, cep telefonumu duvarlarda dağıtıp,,,
sadece üzerimdeki giysiler, ve kafamda unutulmuş, yaşanmış bunca güzelliği alıp burdan bir an için bile olsa uzaklaşmayı çok isterdim.

Çok üzgünüm,

Tuesday, November 01, 2005