Friday, September 16, 2005

Eskici,

Eskiden yeterdim kendime
Artardım bile
Şimdi ne yapsam nafile
Ve
Kim demiş can eskimez diye
Bu can tedirgin tende
Can da eskimiş
Ben de..

Bedri Rahmi EYÜPOĞLU

Bu şiiri ilk defa bugun okudum, ve ne şahane bir şiirmiş. Bedri Rahmi' nin sadece üç dil şiirini bilirdim. Bugün hayatını ve diğer şiirlerini okudum. İçlernde beni en çok etkileyen buydu. Belki içinde bulunduğum durumdan belki,, belki,,

Wednesday, September 07, 2005

Benimle Ol,

Bende zincirlere sığmayan o deli sevdalardan
Kızgın çöllerde rastlanmayan büyülü rüyalardan
Kolay kolay taşınmayan doludizgin duygulardan
Yalanlardan dolanlardan daha güçlü bir yürek var

"Haydi gel benimle ol oturup yıldızlardan
Bakalım dünyadaki neslimize
Ordaki sevgililer özenip birer birer
Gün olur erişirler ikimize"


Uzanıp yüreğinin ateşiyle yeniden
Yıldızları tek tek yakacağım
Sarılıp güneşlere sevgimizle göklerden
Mavi mavi taçlar takacağım

Söz: Aysel GÜREL
Müzik: Onno TUNÇ
Sezen AKSU

Monday, September 05, 2005

Firari

Sana çirkin dediler, düşmanı oldum güzelin
Sana kafir dediler, diş biledim Hak'ka bile
Topladın saçtığı altınların yüzlerce elin
Kahpelendin de garez bağladım ahlaka bile.

Sana çirkin demedim ben, kafir demedim
Bence dinin gibi küfrün de mukaddesti senin
Yaşadın beş sene kalbimde, misafir demedim
Bu firar aklına nereden, ne zaman esti senin.

Zülfünün yay gibi kuvvetli çelik tellerine
Takılan gönlüm asırlarca peşinden gidecek.
Sen bir ahu gibi dağdan dağa kaçsan da yine
Seni aşkım canavarlar gibi takip edecek.

Faruk Nafiz ÇAMLIBEL

Thursday, August 25, 2005

Nefessizim,,,

Eksik günlerin ertesinde, gözyaşının hesabını kime sormalıyım.

Bir adım bile atamam.

Ellerimin bedenime dokunmaya tiksindiği anların birinde yazıyorum bu satırları. Herşey ve herkez yabancı. Ve yabancılığa alışmam unutmama yetmiyor. Eğer alışırsam ben yabancı olduğum anlara, yeni yabancılıklar getiricem peşimden biliyorum.
Bu yatak buz gibi. Gel..!

Bencillik yapmak istiyorum. Ben ve benimler için soluk almak istiyorum. Ayrılık geliyor aklıma, ağlıyorum. Bağıra bağıra söylüyorum. "Karakolda ayna var, ayna var. Kız kolunda damga var, damga var. Gözlerinden bellidir cevriyem... Sende kara sevda var.. Moryada fosforlum. Sende kara sevda var...
Dün akıtmadığım gözyaşlarımı şimdi tutamıyorum.

Dolunay aydınlığında, pencere kenarında ışıldamak için sıramı bekliyorum.
Gel sevgilim...

Nefessizim bu gece...

24,08,05 / 23;34

Wednesday, July 27, 2005

Zaman

Çayda akan su gibi , çölde esen yel gibi
Iste bir günü daha kayboldu ömrümün.
Ben ben oldukça iki günün gamini bir çekmem.
Biri geçip giden gün biri gelecek gün.

Ömer HAYYAM

Monday, July 04, 2005

Kıymetli Bir Gün,

Anımsıyorum,
Gece uykum çok bölündü, şimşekler çaktı-gök gürledi duydum yağmurun sesine eşlik eden her şeyi.
Bir soru hatırlıyorum, kıymetlilerimle ilgili. En çok ne yapabilirsin dediklerinde "yaşarım" dediğimi anımsıyorum.
Ve bu sabah o yüzden ben böyleyim.
Sevgimden yaşarım dedim, ve oyle mutlu yaşıyorum ki şu an sesim cıvıl cıvıl doluyor kulaklara.
Bugün yeni anlamış gibiyim sevebildiğimi.

Friday, July 01, 2005

Bazen,

Bu şehrin, yaşadığım evin, taşıdığım kalbin birer hapishane olduğunu zannediyorum.
Şehir hapsettiğinde başka şehirlere gidiyorum o an her şey uzak.
Ev hapsettiğinde başka arkadaşların evinde bulaşık yıkamak zevkli olabiliyor.
Kalbim hapsettiğinde ki bu daha basit. Susuyorum susuyorum - susup susup unutuyorum.

Dengesizliği kabul ediyorum.

Çok sevdiğim denizini bu şehrin, başka denizlere tercih etmeyi,
Rahatladığım mutfak masamı ve ufak televizyonumu başka evlerde eğrelti oturmaya tercih etmeyi,
Kabul edebiliyorum.

Kalbimin hükümsüzlüğünü anlamıyorum işte. O kadar sessiz ki, yeter artık yeter diye bedenimi sıkıştırmasını seyrediyorum.

Kalbim gel gitme,,,

Thursday, June 30, 2005

Burdayım

Tatilin hangisi kötü olabilir ki,
Tatilimin güzel geçmesi tatillere olan korkumu geçiremiyor ama ;)

Dans, uyku, yemek yemek, dondurma, fringles, adana kebap, dürüm, kilo almaya çalışmak, yüzme, güneş, kum, hediyeler, gezmek tozmak, güneşin batışını doğuşunu deniz üzerinde seyretmek ayaklanıp dans etmek dilinde en güzel şarkılarla, kavga etmek, gülmek, sabahları plansız bir şekilde güne başlamak, hatta o günün hangi gün oldugunu unutup saat bile taşımamak, cep telefonu ve dahili hatlardan oldukça uzak olmak, en önemlisi dinlenirken bile sevmek, sevmek.

Tuesday, June 14, 2005

Tatile az kaldı,

Tatile çıkmama az kaldı, daha fazla yorulmak için mi? dinlenmek için mi? çıkıyorum şu an için bunu bilmiyorum. Döndüğüm zaman yazıcam bunu kestirebiliyorum ama.

Şu an bildiğin tek şey var, BOĞULUYORUM...!

BOĞULUYORUM, BOĞULUYORUM,