Monday, May 09, 2005

Uyurken

Aldığım en güzel hediyeydi,
Bu gece koklayıp,
yüzümü sürdüğüm.

Güzel saçların ellerimdeydi,
Uyurken.

Friday, May 06, 2005

Sevgiliye,,,

2 Ekim 2004 Cumartesi günüydü bu maili oglen arasinda bos kalan internet bilgisayarında okuduğumda. Utanmıştım, ve hiç bu kadar sevinemezdim. Tüm mutluluğumla öyle bir çalıştım ki gece 24;00 olduğunda fabrikadan nasıl çıktığımı nasıl eve gidip mutluluktan uyuyamadığımı daha dün gibi hatırlıyorum.

-----------
Sevgiliye

seni sabahın 8 inde sevdim
elimde bir sigara
sigara içtiğime hiç bu kadar sevinmemiştim

tembel olduğumdan o fabrikaya geldim
o perdelerin ardında gördüm güneşimi
tembel olduğuma hiç bu kadar sevinmemiştim

100 kontör beni 3 ay idare ederdi
10 günde 250 kontor yedim
kontörümün bittiğine hiç bu kadar sevinmemiştim

sabah beni uyandıranın sülalesine söverdim
bir sabah telefonum çaldı sabahın 8 iydi yine
sabahleyin uyandırıldığıma hiç bu kadar sevinmemiştim

benim ömrüm gülmekle geçti
hep esprilerimi kendim için yapardım başkası için diil
başka birinin gülmesine hiç bu kadar sevinmemiştim

yıllarca insanları umursamadan yaşadım
insanlar genelde beni severdi
ama birinin beni sevmesine hiç bu kadar sevinmemiştim

ben hayatım boyunca hiç bu kadar sevinmemiştim

Ama ötesi

ben pek üzülmem herşeyin Allahtan geldiğine inanırım vardır bir hayır derim

ömrümde ilk defa bir nefese ihtiyaç duydum bir gece yarısı

ilk defa ömrümde birinden yardım istedim

istediğim titreyen ellerimi normale döndürmek diildi

onu görmem için nefes almam gerekiyordu ve ben orda nefes alamıyordum

nefesim olmasını istedim bir gece yarısı

o yanımda diildi

üzüldüm ve ben ömrümde hiç bu kadar üzülmemiştim

Ama daha ötesi

benim ağzımdan çıkan her lafın her zaman arkasında durdum

ama benim bakmaya kıyamadığım

bir gözümden ötekine sakındığım

o ağızdan çıkan laflardan kırıldı

kurduğum cümlelerin ne önemi kaldı

hangi cümle onun orda kırıldığı incindiği gerçeğini değiştirir ki

hiç biri

ve ben yine üzüldüm

Aşk acıdır dedikleri bumuydu

yoksa daha hiçbirşey görmedim mi?

söz bahanedir

bir insanı diğerine yaklaştıran şey söz değil

belkide ikisindede bulunan ruhi birliktelikteden bir parçadır

sözlerimi ağzımdan diil kalbimden dinleyin

aynı şeylerimi anlıyacaksınız

Ama dahada ötesi

acı veya tatlı

huzur istiyorum mutlu olmak mutlu etmek

kavga gürültü değil

benimle omuz omuza yürüyecek bir dayanak istiyorum

dayanacak hiç bir yerim kalmadı

büyüdük çünkü

insanları tanıdık

ben şanslıydım çünkü hep kendim ayakta kalmaya çalıştım

ve hep kaldım

ama artık ulaşacağım yerlerin neye yarayacağını göremez oldum

okuduğum okul

kazandığım para

oturduğum ev

bindiğim araba

sonsuz özgürlük

geldiğim mevki

70 yaşında bir evde bir başına otururken

tüm bunların hesabını yapmak istemiyorum

Ama en ötesi

Seviyorum Seni

bunun ötesi yok


----------

Wednesday, May 04, 2005

Sevgiyle,,,

Sevgiyle yoğrulmamışsa yüreğin
Tekkede , manastırda eremezsin
Bir kez gerçekten sevdin mi dünyada
Cennetin cehennemin üstündesin

Bir sır daha var , çözdüklerimden başka
Bir ışık daha var , bu ışıklardan başka
Hiç bir yaptığınla yetinme , geç öteye !
Bir şey daha var , bütün yaptıklarından başka

ÖMER HAYYAM

Friday, April 29, 2005

Masal

- Bana bu gece masal anlatsana,?

- Bir prenses varmış bu prenses çok güzelmiş, çok tatlıymış. Güldüğü zaman böyle acayipşeker bir şey oluyormuş. Sonra bir gün bir adam sarayın kapısına gelmiş demiş ki; prenses prenses açsanda şu kapıyı soluklansam şurda iki dakika.

- Prenses ne yapmış,?

- Sonra adam girmiş içeri. Prenses sormuş nerden gelip nereye gidiyorsun. Adamda nerden geldiğimi bilmiyorum, nereye gideceğimi hiç bilmiyorum.

- Prenses ne demiş,?

- Ben burda çok yanlızım, benimle kalırmısın demiş. Adam kalmam demiş.

- Prenses ne demiş,?

- Burası çok kirli bak her yer örümcek bağlı, bunlar benide senide ısırır ama istersen benimle gel bir dere kenarı bulalım bir şato yerine bir evde oturalım bahçe yaparız önüne ağaç dikeriz demiş, çitleri olur hiç bir şey gelemez demiş.

- Prenses ne demiş,?

- Prenses ne demiş,?

- Prenses örümcekleri iyi sanırmış ama ağ kurup hayat kurtaran örümcek sokup canda alırmış. Nasıl ki bir insan Peygamber huylu olurken öbürü şeytan huylu olabileceği gibi.

- Yanlızlık demiş adam, aslında yanlız olmak istiyormuş ve sormuş prensese; benim yanlızım olurmusun,? demiş. Ve beni yanlızlığına beni eklermisin demiş.

- Prenses ne demiş, prenses söyler ama adamın o günden sonra yanlızlığı prenses olmuş.

- Prenses ne yapmış,?

- Prenses gitmiş yolcuyla beraber, yolcunun yoluna katmış kalbini ama yolcu onu hiç ezmemiş. Örüncek ağından giydiği hırkayı çıkartmamış yolcu ona nasıl giymesi gerektiğini öğretmiş. Kabullenmiş sevmiş. Bir çınar usulluğunda kök sala sala toprağa göğe yükselmiş severken yolcuyu prenses. Prenses Yolcuyu Hep sevecekmiş.

Thursday, April 21, 2005

Şimdi

Şimdi
Sana
.Suskunluğumu bıraktım; dinle
.Derli toplu yüreğimi dağıttın; seyret
.İki elin kanda kalmış; ağla

Yaşadıklarımızı yazmadım hiç; ama sen,

....................Unutamıyacaksın biliyorum..!

Şimdi
Ben
.Ömrümün son günü gelmiş; dinliyorum
.Sevgi kırıntılarım bile toplanmış; seyrediyorum
.Kalbim ellerinin arasında; ağlıyorum

Yaşadığımızı yazdım şimdi; ve ben


....................Unutmıyacağım biliyorum..!

21,04,05 / 16;15

Wednesday, April 20, 2005

Bende Kal

Bir tohum verdin
çiçeğini al
Bir çekirdek verdin
Ağacını al
Bir dal verdin
Ormanını al
Dünyamı verdim sana
Bende kal

(Aziz Nesin)

Monday, April 18, 2005

Bir Rüyaydı,

06;30 telefonum caliyor duyuyorum. Ama rüyadayım onunda farkındayım. Rüya ile gerçek arasında kalmışım uyanmalımıyım devammı etmeliyim onun sersemliğiyle (bu hali çok sever çok da nefret ederim) telefonu kapatmişim. Taki diğer telefonumun çalmasıyla 06;35 gene açamıyorum gözlerimi. Gün bu günün sabahın körü. Zil çalıyor zil çalıyor, uyanamıyorum ama rüyamda kalkıp kapıyı açıyorum. ;) Elinde papatyalarla adam karşımda. Papatyayımı daha çok seviyorum senimi daha çok seviyordum acaba,? Hanginiz daha tatlısınız,? Diye aklımdan geçiriyorken; papatyalara saldırıp boynuna atlıyorum ;) Hep yaptığım gibi...
O kadar gerçek bir rüyaydı ki, bahar kokuyor papatyalar ve Oda senin kokunla esip geçiyor.
07:00 telefonlar iptal. Bu sefer cidden kapı zili çalıyor, irkildim acaba dedim. Ranzadan aşağı merdiven kullanmadan öyle bir hopladımki tahtalar zangırdadı. Hemen kapıyı otomatiğine bastım, tahta kapıyı açtım uzun holde ilerledim. demir kapıya doğru... dışarıda bir gölge bile yok. Kafamı dışarı çıkarttım, sağa-sola bakıyorum gelmiş ve gitmiş hiç kimse yok. Peki zil,? Zile kim bastı...

;)
Velhasıl bin kelam. Bugün bir demet papatya aldım, ve beni mis kokusuyla uyandırdı. Rüya yada gerçek ne fark eder. Bundan daha fazla mutlu olamam ki..

;)

Friday, April 15, 2005

Serserinim

Serserinim gün aksam bilmem, kalbinden baska yer mekan bilmem
Kandil olmus tutusmus kül duman bilmem
Güzel gözlerinin meyhanesinde

Evvel zaman içindeymisiz, dünya alem disindaymisiz
Her dem senin askindaymisiz
Güzel gözlerinin meyhanesinde

Bir bilsem ki ne hallerdeyim, kaybolmusum nerelerdeyim
Bir gün dudakta, bir gün tendeyim
Güzel gözlerinin meyhanesinde

(Fikret Kızılok)

Wednesday, April 13, 2005

Kal Yanımda

Her gün sabahtan akşama
Saatinle başbaşa
Kalmadı takvimde tek bir sayfa
Kuruyup solma aynaya baka baka
Ne söyleyeceksen söyle sen dobra dobra
Biliyorum yalnızsın sabahtan akşama
Söylemek istiyorsun bir şeyler bana
Ya da vurmak yüzümün ortasına
Ne yapacaksan yap artık hadi durma
Hadi durma
Hadi durma
Hadi vur
Hadi vur bana
Sanki bir şeyler var arkanda
Anlatmaya korkuyorsun bana
Hadi durma hadi vur bana
Bırak onları kal yanımda

(Manga)